28 Şubat 2011 Pazartesi

Sabah sabah...

Arayan derviş muradına ermiş oldu benimki. Tırım tırım şu mantar baskı zımbırtısından arıyordum. Sonunda buldum bulur bulmaz ilk baskıları yaptık. Defnenil önce bunları oyun küpü sandı üst üste koydu sonra boyalar ortaya çıkınca sevindirik oldu :) Malum hatun parmak boyasıyla bozdu kafayı :)  Baskı yapa yapa bir hal oldu. Hep ayni noktaya basmaktan karman çorman bir sanat eserimiz oldu. Ama çok keyifliydi..

22 Şubat 2011 Salı

Karşıki dalda bir tırtıl, yiyiyor yaprakları kıtır kıtır...

Defnoşun büyük teyzesi, benim ablam olur kendisi. Bu tekerlemeyi biz küçükken söylerdi.
''Karşıki dalda bir tırtıl
Yiyor yapraklarımızı
Kıtır kıtır
Pis tırtıl
Hain tırtıl
Yeme yapraklarımızı
Kıtır kıtır…''

hey gidi günler.. 
Marketten aldığım yumurtaların kutusunu atmayıp Defnoşla bişeyler yapalım dedim. Daha önce görüp kaydettiğim şu tırtıl aklıma geldi.

Malzemeler :
Yumurta kutusu
Makas - Maket bıçağı
Sulu boya
Su
Pilastik göz
Uhu
Kalem
Pipet

Yumurta kutusu fotoğraftaki gibi kesilir.
Boyaması için Defnoşa verilir.
İtinayla boyar, boyar, boyar...(uzun aktivite yuppi :) )

 Boyama bitip, bir süre kuruması için dinlenen tırtıla uhu ile gözleri yapıştırılır.

Ağzı çizilir.
pipetler takılır.
Tırtıl biter.
İtiraf ediyorum pek sevimli olmadı. Orjinali pek tatlıydı oysaki :(
Ama Defnenil sevdi, evlat nede olsa. Ne derler ''kuzguna yavrusu şahin görünürmüş''
Henüz okumadıysanız önce şunu okuyun. Sonra kitabı :)

21 Şubat 2011 Pazartesi

Kirpi ile Defnenil

 Malzemeler:
Oyun hamuru
Göz için 2 tane boncuk
Çubuk makarna
 Anne kişisi oyun hamuruna kirpi şeklini verir. (Pek veremez ama çaktırmayın)
Defnenil kişisi gözlerini yerleştirir.
Sonra makarnaları kırıp kirpinin dikenlerini yapar.
 İşte kirpi
 Defnenil kişisi kirpiyi pek sever, bağrına basar, el üstünde tutar. Adını kipi koyar.

Feridun oral'da güzel çizmiş ama bizimkide pek sevimli oldu, en azından renkli :)
Yarım saat böyle geçti, kaldı yedi saat.

18 Şubat 2011 Cuma

Tarihe Not .... Büyük yatağa geçiş

Defnenil'in odasını on aylıkken ayırmıştık. Sorunsuz bir ayrılık oldu, kendi odasında kendi yatağında gayet mutlu uyuyordu tek sıkıntımız üzerini açmasıydı. Yatağı yere yakın olduğundan düşme ihtimalide yoktu ama yine de çevresine birkaç minder dayıyorduk. Defnenil küçük, yatak küçük idare ediyorlardı:)  Bu kışı da geçirip yaza büyük yatağa geçmeyi planlarken, planlarımız değişmek zorunda kaldı.

Anneannesi ve dedesi Defnoşa caillou'lu uyku seti almışlar. Çocuğun büyük yatağı yok ama büyük yatak için yorganı nevresimi herşeyi hazır :) Sonra bizde bu baskıya dayanamayıp doğum günü ertesi ıkeanın yolunu tuttuk. Aslında oda takımı Leksvık olduğundan takımı bozmayıp şu yatağı alacaktık sonra vazgeçtik. Benim aklımda Mınnen modeli vardı ama babişko enlerini dar bulunca o da kaldı. Gerçekten de yatak enleri standart yataklara göre dar. Bu durumda karyolanın iç yatağını dışarıdan yataş yada istikbalden alamıyorsun. Mecburen onuda ıkeadan almak durumunda kalıyorsun. Ama ıkeanın yatakları hakkında çok fikrimiz yoktu. Biz ne alacağımıza karar vermemiştik ıkeada gezerken divan ve ayni zamanda yatak olan şu ürünü gördük beğendik aldık :) Teyzesi ''ala ala bunu mu aldınız'' dedi ama napalım :) Biz sevdik. İç yatağı da yataştan aldık. yatak gelip kuruldu, örtüsünü falan serince sevimli oldu. Odadaki koltuk çıktı, kitaplık geldi, masası minyatür koltuğu oyuncakları ile tam kız odası oldu...
Defnenil yatağını sevdi. Küçük yatağına mickey, ayısı, bebekleri ne varsa doldurup kendine yer bırakmıyordu. Bu sorun kalmadı yatak çok geniş tüm oyuncaklar mışıl mışıl uyuyor. Yüksekliği fazla değil zaten alta minderleri koymaya devam ediyorum. Ama Defnenil uyku sersemi olsa bile gayet güzel inip çıkıyor. Yaklaşık üç haftadır kullanıyor şimdilik bir sorun yaşamadık. En büyük keyfi bir kitap seçmek ve okumam için beni yatağa atmak :) Yastıklara yaslanıp uzun uzun okuma yapıyoruz. Ha bide zıp zıp zıplamak var tabi.

16 Şubat 2011 Çarşamba

Oyun oyun hep oyun....

Hayvanat bahçemiz ve otoparkımız hizmete açıldı. Otoparkın işletmesini Buzz Light year ve uzaylı arkadaşına verdik. Yıkama yağlama ve ararsan var hizmette sınır yok. Paraya para demiyoruz. İkinci şube için yer bakmaya başladık bile...
Otopark dediğime bakmayın uçak bile park edebiliyoruz devasa bişey yani :)

Sarılık bebekken olmuyormuydu?

Hergün ama hergün bıkmadan parmak boyası yapmak istiyor. Zulaya koyduğum boyaları buluyor. Kokusunumu alıyor nedir. Bizimki parmak boyası olmaktan çıktı, el hatta dirseklere kadar boyanıyoruz. Sevinç nidaları ile tabiki. Ama hakkını yemeyeyim, etrafı kirletmiyor. Çok titiz ellerini hep son fotodaki gibi tutuyor. Ta ki ben silene kadar..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Haftasonundan geriye bikaç foto bikaç kelime ...

Babamızın yokluğunda başımıza yedek erkek kontenjanından Arda geldi. Eniştesi gelene kadar teyzesine ve Defnenil'e göz kulak oldu.
Bol bol park gezmesi yaptılar, kaydılar, sallandılar, eğlendiler..
Evden çekirge sürüsü geçmiş gibi oldu, çığlıklar, kavgalar.
Her yer simit susamı, koltuk altları bi dolu oyuncak :)
Ama birbirlerine bi sarılmaları var ki herşeye değer....


.....

Fuar için Almanya'da olmasına rağmen, çiçek yollamayı ihmal etmemiş aşkım.
Defnenil gülleri tek tek vazoya koymama yardım etti.Sonra hadi vazoya su koyalım deyince hızlıca koşup, su dolu biberonunu getirdi :)
Babasını ayrı, kızını ayrı seviyorum. İyiki varsınız....

12 Şubat 2011 Cumartesi

Yavru ahtapot yapmak çok kolay...

Malzemeler
Renkli karton
Makas
Uhu
 Plastik göz
Kalem
Bir sağ el
Bir sol el
Bir biberon süt (Olmasa da olur)


Kartona önce sağ elin dört parmağının şeklini çıkarıyoruz.
Sonra sol elin işaret parmağını çizdiğimiz sağ elin işaret parmağının üzerine gelecek şekilde koyup diğer elinde izini alıyoruz. Ahtapotun kolları çizildikten sonra kafasını yukarı doğru yuvarlıyoruz...  
 Sonra çizdiğimiz ahtapotu annemiz kesiyor.
Uhu sürüp gözlerini yapıştırıyoruz.
Ağzını, kollarındaki çizgiler ve pulları çizip ahtapotu tamamlıyoruz.
 
Defnenil'in bu aralar favori kitaplarından biri Yavru Ahtapot Olmak Çok Zor.  Hangi kitabı okuyalım dediğimde  ''atapot atapot'' diye cevap veriyor. En sevdiği bölümler Nino'nun giyindiği ve kahvaltı ettiği sahneler. Annesi servisin ardından el sallarken bizde sallıyoruz. Mazallah unutursak Defnenil'den azar işitiyoruz. Bu durumda bir ''atapot'' yapmak şart olmuştu :)

11 Şubat 2011 Cuma

Adım adım büyüyorum 2....

 Adım Adım Büyüyorum sosyal sorumluluk projesinine katılmıştık. İlk çalışmamız burada. Bugün ikinci çalışmamızı yaptık yine çok keyifliydi. Geçen ay ayak izini sarı renkle yaptığımızdan çok belirgin olmamıştı. Bugün kırmızı ile denedik. Bizim bücür yine çok mutluydu, kikirdemeye başladı. Ayak baskısını yapıp parmak boyası  ile oynama kısmına gelince keyfine diyecek yoktu. Çığlık çığlığa boyama yaptı. Birazda kollarını boyadı :) Mutluluğu fotoğraflardanda belli oluyor zaten ....Defnenil bu işi çoook seviyor..

10 Şubat 2011 Perşembe

İngilizce çocuk kitabı arayanlar buraya ...



Bugün hava güzel Kadıköy'e inelim dedim. İyi ki inmişiz daha önce önünden defalarca geçtiğim fakat içine girmediğim sadece ingilizce kitap satan Green house kitapçısına girdik. Ve bir de ne göreyim almayı istediğim bir çok kitabın orjinali orada var.

Bende Defnenil'in izin verdiği süre içinde bir kaç kitap inceledim. Çok güzel kitaplar vardı henüz Türkçe basımı olmayan çok farklı kitaplar buldum. İngilizce okumak istemeseniz bile o güzel resimlere kendiniz hikayeler uydurabilirsiniz.  Yine bir dolap kitapta okuduğum Max Velthuijs'in ünlü kurbağa serisinden bir kitaba rasladım. Hikayenin orjinali Defnenil için biraz ağır gelebilir zaten dolaptada 5+ için tavsiye ediliyor. Ama çizimler harikaydı ben kendi hikayemizi uydururum dedim, almadan geçemedim. Yine Bir dolap kitapta okuduğun ve alınacak kitaplar listemize eklediğim onlarca kitaptan birisi olan  Bisiklet kızak ve vapur... tarzında bir kitap buldum.

Önce soru soruyor, bu arada cevabın fotoğrafının bir kısmını gösteriyor ve açılan kapakçıktan cevabın fotoğrafı çıkıyor. Bu kitabı da aldım.

Çocuklarına farklı kitaplar arayan, ikinci dil öğretmeye çalışanların ve bunun için kaynak bulamayanların green house'a uğramalarını şiddetle tavsiye ediyorum ...

 Hastane yolunu ezbere bilirim?
Ambulans

Mıknatısmıyım be mübarek...


Bu aralar bol bol Nautiluse kitap fuarı kapsamındaki çocuk eğlencelerine gidiyoruz. Dün kartondan balık kesip boyama ve yine kartondan yapılmış sonra alüminyum folyo ile kaplanmış bir denizaltı maketine girme çıkma gibi bir atraksiyon vardı. Defnenil'i de saldım çocukların yanına biraz boyama yaptı, biraz karton balıklarla oynadı.

Bir süre sonra görevliler denizaltı maketini getirdiler ve çocuklardan tek sıra olmalarını ve üçerli gruplar halinde makete girip bir süre sonra çıkmaları istediler. Bu sıraya Defnenil'de girdi. Makete girdi çıktı, gayet faal oyuna katıldı. O sırada Bu aktiviteleri fotoğraflayan bir görevli kadın sürekli bizim kızı kolundan tutup kenara çekiyor. Masaya oturtmaya çalışıyor. Defnenil oturmak istemiyor. Kadına ''bırak bırak'' diyor, hemen elinden kaçıp diğer çocuklarla sıraya girip, denizaltı ile oynamaya gidiyor... 

Görevli kadın en sonunda Defnenil'i kolundan tutup zorla masaya oturtmaya çalışırken. Ne yapıyorsunuz? diye sordum.
Denizaltı sırasında karmaşa varmış (Çocuklar tek sıra yapmıyorlar orası biraz karışıktı) Defnenil'de küçükmüş (cüssesi küçük olunca küçümen sandı kızımı ) arada düşebilirmiş ezebilirmişler oraya gitmesinmiş, masada boyama yapsınmış..''emredersin abla'' diyecektim demedim:)

Denizaltı camından bakarken

''Defne kendini koruyabilir, siz karışmayın ben annesiyim bişey olursa da sorumluluk bende ayrıca''dedim. Hatun hala ısrar ediyor. Öbür tarafa geçmesinmiş. Ya küçücük çocuk söz dinler mi ? doğal olarak eğlence nerdeyse oda oraya gitmek istiyor. Kadın  hala bıdı bıdı düşermiş ağlarmış anlatıp duruyor. Bende ''küçük göründüğüne bakmayın o kendini çok iyi korur siz hiiiiç dert etmeyin'' dedim. En sonunda ''ben karışmıyorum o zaman '' dedi. ''karışma zaten ''dedim gitti başımızdan.

Benim çocuğumu benden daha çok düşündüğü için bu kadına madalya vermek istiyorum. İnsanlar neden üstlerine vazife olmayan işlere karışır ve neden bu insanlar hep beni bulur?


Sanat eseri ile dolaşan bıcırık

2 yaş kontrolü..

İki yaş kontrolünden geldik.
Boy: 85 cm.
Kilo:10 kg. uzuuuun zamandır bu kiloda.
Aşı olurken, kulaklarına bakılırken,ve kalbi dinlenirken çok hırçındı.Üç kişi zaptedemedik. Doktorumuz ''çok güçlü'' dedi. Bende ''öyle'' dedim. Bakmayın ufak tefet durduğuna on kaplan gücünde benim kızım :)
Kan testlerini istemedi istemelimiydi? bende sormayı atladım.Onun dışında her şey güzel maşallah Defne Nil'e

8 Şubat 2011 Salı

Hokus pokus....

Defnenil'in kankası Nisan çok hastalanmış.  Öğrendiğim kadarı ile mikrobik bir şey, ve ateşi 41 derecelere çıkmış hastaneye yatırmışlar. Hastanede kaldığı gece arkadaşı Defnenil'in adını sayıklamış durmuş :) Defnenil'de sihirli değneği ile Nisan'a burdan hokus pokus yaparak iyileştireceğini söyledi. Denemekte fayda var....

Nisan çabuk iyileş oldu mu?

7 Şubat 2011 Pazartesi

Emir komuta zincirimiz mükemmel işliyor...

''Hava süper dışarı çıkın'' dedi baba..
''Emrin olur''dedi anne.
''Parka gidelim mi? ''dedi anne
''Didelim''dedi Defne..
 Dittik....

Baba haklıymış hava süpermiş.. Uzun süre parkta kaldık. Bol bol sallandı, kaydı... 
Sıcağı görüp mayışan kedileri huzursuz etti.

Sonra Nautiluse geçtik. Mini kitap fuarı kapsamında çocuklar için boyama etkinliği varmış, hadi ona da katılalım dedik. Etkinlik zamanı gelene kadar diğer çocuklarla masalarda trencilik oynadılar. Sonra biraz boyama yaptı. Eve dönerken kitaplara baktık.. Fuarın bitmesine az kaldı, ilk günlerin aksine fiyatları biraz daha düşürmüşler.
Bizde Şunu   Şunu  Bunu   bide bunu   aldık...

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...