31 Ağustos 2011 Çarşamba

Sangangoz


Defnoşun şu sıralar en sevdiği hayvan sangangoz.  Bahçeye çıktığımızda ağaçların çimenlerin altından boş kabukları toplayıp cebine atıyor.. Önceleri buna ıyykk iğrenç diye bakarken sonra bende alıştım. Kabukları yıkayıp temizleyip. Kendi salyangozumuzu kendimiz yapıyoruz. Daha doğrusu ben yapıyorum :) Beraber oynuyoruz.  Oyun hamuru, plastik göz ve kabiliyetsiz bir anne gerekiyor. Çok sevimsiz olmuşlar ama bizimki bayılıyor...

Defnenil'in yaptığı, sağ baştaki mavi pörtlek gözlü tırtıl favorim :)




Kitap için not: Sayfalı kitap değil katlamalı broşür gibi. İlk sayfada sorduğu hayvanın resminden küçük bir görsel veriyor. Sonra hayvanın özelliklerini sıralayıp bulmanı sağlıyor. Biz sevdik.. Kedi, Fare ,Kurbağalısı da var. 

29 Ağustos 2011 Pazartesi

27 Ağustos 2011 Cumartesi

Yeni bir keşif.....Coquina by hande


Biz bu sabah çok keyifli saatler geçirdik. Arkadaşımız Hande'nin Kemerburgaz Göktürkte açtığı restaurantı Coquina by hande'ye  kahvaltıya gittik. Kendisinin de üç çocuğu olunca tamamen çocuk dostu bir mekan yapmış. Güzel yemeklerin yanı sıra, çocukların seveceği lezzetleri içeren özel çocuk menüsü bulunuyor. 

Kocaman bir oyun alanı ve bir sürü oyuncak olunca Defnenil çok eğlendi, bizde rahat rahat kahvaltımızı yaptık. Doğum günü partileri, çocuklu yemekler için birebir. İstanbul çocuk dostu bir mekana daha kavuştu ne mutlu ....


Temizlik yaptı.


Yemek pişirdi



Mekanın ferah bahçesinde kocaman bir kütük ev var. Defnenil buna bayıldı. 





Mekana ait daha çok bilgi ve fotoğraflar için, sizi şuraya alalım...

24 Ağustos 2011 Çarşamba

.....


Salonda futbol oynarken, kendisine bir türlü gol atamayan (atmayan) ve sonrada '' tüh atamadım'' diyen annesine. '' Oldu sayılır annecim üzülme sen ''diye teselli veren benim kızım :)

22 Ağustos 2011 Pazartesi

Bugünün hikayesi: Defnenil adada geziyor...


Pazar sabahı erkenden kalkınca uzun zamandır planlarımızda olan ada gezisini yapmaya karar verdik. Daha önce gitmediğimiz adalardan biri olsun dedik ve Burgazada'da karar kıldık. Önce bir kahvaltı, sonra yakındaki parkta zaman geçirdik...
Sakin, sessiz ve en önemlisi araçsız boş sokaklarda gezdik...  Evlere bakıp burada yaşasak nasıl olur diye düşündük. Hatta bir ara epey gaza gelip emlakçıya bile uğradık... Sessizliğin tadını çıkardık. Faytona binip tur attık. Güzel bir gün geçirdik...Ama sadece bir gün....







18 Ağustos 2011 Perşembe

Hangi oje yakışmaz ki bize..

Tırnaklarını yiyen bir ablam var, ablasını özenen bir kardeştim ve bende yemeye başladım. Kendimi bildim bileli afiyetle yerim. Berbat ellerim vardır. Bir kadına yakışmayacak şekilde bozuk, genelde saklarım onları, hele  karşı taraf yeni tanıştığım biriyse.. 

En korktuğum şey Defnenil'in tırnak yemesiydi. Her ne kadar onun yanında yememeye dikkat etsem de olan oldu. Tırnaklarını yemiyor ama tırnak etlerini geri itip kaldırmaya başladı. Bir iki yaptı. Üstüne düşmeyelim  geçer bırakır desem de bırakmadı. Kalkan tırnak etlerini kesmem için yanıma gelip ''Anne bak tınak olmuş'' diyor. İşe yaramayacağını bilsem de, bir sürü dil döktüm.. tabiki işe yaramadı devam etti... 

En sonunda ben bırakmadan o bırakmaz dedim ve ani bir kararla tırnak yemeyi bıraktım. Manikür yaptırdım. Renk renk ojeler aldık. Turuncu, Kırmızı, sarı bile var aralarında.. Sürüp geziyoruz ana kız ...Oje sürme aşkına bizimki tırnak itme olayını bıraktı. Defnoşun tabiri ile ''Çok mukluyum'' ...

Bu arada bana çok uzak bir konu olduğu için hiç bilmezdim ama oje hakkında ne kadar çok blog varmış...Mesela tık... tık ve tık

Sarı üstüne simli pembe :)

16 Ağustos 2011 Salı

Kırtasiye sezonu ..

Kırtasiye malzemelerine düşkün biri olarak dün toyzz shopta dizi dizi dizilmiş rengarenk kalemler kokulu silgiler, defterler, boyalar beni benden aldı. Küçük bir çocuk gibi elledim, kokladım....Ona da baktım, buna da Bizimki aktivite yapmayı sevdiğinden doldurdum sepeti. bitmeyenlerin yerine yeni stoklar yaptım. Dağbaşında yaşıyoruz sanki :) bir daha bulamayacakmışım gibi aldıkça aldım...Birde okula başlasa dükkanı kapatırım herhalde...


Kağıdı tutan elin güzelliği beni benden aldı. 

Anne: Defnenil bak bu mor..
Defnenil: Hayır o boya kalemi.
Anne: Tamam işte mor renkli boya kalemi ..
Defnenil: Hayır o sadece boya kalemi.
Anne :eee ne renk bu o zaman?
Defnenil: Eee mor görmedin mi!!!!

15 Ağustos 2011 Pazartesi

Pazar...

Hafta sonlarını verimli kullanamayan bir aileyiz. Başkaları gibi sabah ayrı, akşam ayrı program yapıp, gezip tozup, birde ev işlerini halledemiyoruz. Koca güne tek program oda küçük hanımı memnun etme çabası. Başarıya ulaşırsak ne mutlu, ama zor .....

Zaman yönetimi kursu falan mı alsak....






Çok istedi ama ata binemedi, yaş sınırı varmış :( 
Sadece sohpet edebildi..
Heyy naporsun sen orda?

14 Ağustos 2011 Pazar

Baba Kokusu


Kız çocukları babaya düşkün olur derler ya bizim evde bu olay dibine kadar yaşanıyor. Zaman zaman gerçekten, ama gerçekten kıskanıyorum :)

Bu sabah Defnenil babasına ''baba beni kucağına al ''dedi.
Ömer'de aldı. Defnenil kafasını Ömer'in boynuna gömüp ''ohhhh baba kokusu '' dedi.
Ömer ne yapacağını şaşırdı. Hemen aşka geldiler öpüşüp koklaşmalar....


Ömer eve geldikten sonra tüm taleplerini babasına iletiyor. Kucak kucağa hatta, kafasının üstünde yatıyor. Çişini , yemeğini, oyunlarını hep babası ile yapmak istiyor. Buna uyku da dahil. Geceleri Defnenil uyurken, yanında bizden biri oturup, yada yanına uzanıp 5-6 dakikada uyumaya alışık. Yanında olmasını talep ettiği kişi hep babası oluyor. Birkaç gece önce Ömer çok yorgundu ben uyutayım dedim.

Ben: Defnenil bu gece beraber uyuyalım mı?
Defnenil : Hayır babam gelsin.
B: Ama baban çok yorgun, bende annenim sonuçta. Benle uyu olmaz mı ?
D: Hayır sen annem değilsin, sen git babam gelsin.
D: Seni sevmiyorum sen git. Babam gelsin . Git odadan dedim sana ..gittt giiiittt.....baba baba..........
Sonuçta baba nidalarına dayanamayan Ömer geldi. Bu kırıcı konuşmalar için anneden özür dilendi babaya sarılıp uyundu.

Gündüz hiç bir sorunumuz yokken  uykulara beraber dalarken. Oyunlar eğlenceler hep beraber yapılırken Akşam yediden sonra anne bir kenara atılıyor. Zaman zaman çoook işime gelen bu durum, zaman zaman çooook üzücü olabiliyor. Baba kız aşkı başka birşeymiş.....



12 Ağustos 2011 Cuma

Dertliyim dertli...

Sabahın yedisinde uyanmış bir bebe.. saat on bir olmasına rağmen kahvaltı etmez mi ya ???
Daha ilk lokmada zehir vermişsin gibi ağlamalar..
Elinin tersi ile sütü devirmeler...
Bir lokma için peşinden koşturmalar..
 Sonuçta çıldıran bir anne... 
Zorla da olsa bitirilen bir adet sade krep .....
Ne kahvaltıydı ama ....
Çevreye verdiğimiz rahatsızlık için özür dileriz.....
Bir daha çağırmasanız yeridir valla:)


Şekerden de tatlısın bebeğim . birde yemek yesen .....


Şerefe :)


10 Ağustos 2011 Çarşamba

Biz geldik...

Çok uyumlu bir 2,5 luk.. Bol havuz ve deniz keyfi. Bıkmadan usanmadan kaptan kaba su aktarmaca..Kumdan kale yapmaca...Serin uzun uykular.. Güzel yemekler...ve 937 kare fotoğrafla geri geldik :)











3 Ağustos 2011 Çarşamba

Kuş misali......


Bu post yayınlandığında, biz güneye doğru uçuyor olacağız..
  Dinlenmeye...
    Tazelenmeye...
   Yenilenmeye...
     Kendinize iyi bakın.....

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...