28 Eylül 2011 Çarşamba

Batının en hasta kovboyu...


Sabah oldu her şey normale döndü. Oyunlar başladı. Peçeteye sardığı fincanı getirip ''Anne sana hediye yaptım '' dediğinde. Akşamın uykusuzluğu, yorgunluğu uçup gitti.

Şimdi odasında uyuyor. Henüz öksürük nöbeti tutmadı. Ateş 39 lar da ...

Böyle durumlarda beklemekten başka yapılacak bir şey kalmıyor. İlaç etki edecek ateş düşecek. Antibiyotik etki edecek boğazı geçecek. Cekler caklar....

Beklemek sinir bozucu allahtan keyfi yerinde parka gidelim, Nisan'lara gidelim, atlıkarıncaya gidelim, hayvanat bahçesine gidelim,  ata binelim... gidelim de gidelim...

Sen yeter ki iyileş söz, haftasonu bir Bullseye bulup bindiricem seni...

27 Eylül 2011 Salı

....


Geceleri sevmiyorum ben ..Hastalıklar daha bi günyüzüne çıkıyor. Öksürükler artıyor ateş saniyeler içinde fırlıyor ...

Oysaki gündüz gayet iyiydin. Parkta çok eğledik. Kaydırakta uzanıp bulutlara gizlenen dinozorlara el sallamıştın :)

Şimdi odanda sıcacık bir halde yatıyorsun. 
Az önce 40 dereceyi gördük. Allahtan kısa sürede 39 lara indi .. 
Bu gece tetikteyiz... 
Acillik olmasak bali...

21 Eylül 2011 Çarşamba

Kreş Hastalıkları Season:1 Part:1


Kreşe başlayan her çocuk hastalanır bu allahın emri. Bizimki de ikinci haftasına kadar dayanabildi :) Önceki gün hafiften belirti göstermeye başladı. Burnu akmaya başladı, Dün sabah gözünde çapaklanma görünce göndermedim okula evdeyiz iki gündür. Burun akıntısı devam ediyor. Çapaklar bitti. Dr kontrolünde yeni vitaminler aldık. Burna deniz suyu, serum fizyolojikle göz yıkama rutin soğuk algınlığı tedavisi..

Nedense bu sefer çok üzülmedim beklediğim bir şeydi onun için herhalde. Zaten çok ağırda değil. Kreşe ne zaman başlarsa başlasın bu hastalıklar er yada geç yaşanacak hazırlıklıyım. Yeterki bulaşıcı kötü bir şey olmasın nezle olsun ben razıyım...

Yemek yemeyen kızım hastalığı bahane edip oruç tutmaya başladı. Bende saldım çayıra mevlam kayıra :)

16 Eylül 2011 Cuma

İlk hafta raporu...


Anaokulundaki ilk haftamızı tamamladık :) Her gün okula keyifle gitti. Her sabah okula gitmek istiyor musun diye sordum ve hep ''Evet'' yanıtını aldım. Tabi şimdi her şey çok yeni, henüz okulda keşfini tamamlamadı onun için keyifle gidiyor. Sıkılacağı istemeyeceği günlerde olacak. Şimdilik sorun yok..

Düzene uymaya başladı sanki, Servisi sadece öğlen dönüşler için ayarlamıştım. Sabahları ben bırakıyordum ama serviste sorun çıkmayınca her sabah benim gitmeme gerek kalmadığı düşündük ve sabah akşam olarak verdik. Sabahları 7:30 da uyandığı için rahat rahat hazırlanıyoruz. Servis saatinde aşağıya iniyoruz. Görevli öğretmeni servis yaklaşınca telefonla çağrı yapıyor zaten. Böylece okulun yolunu tutuyor...

Yemeklerde sorun aynen devam Kahvaltı etmek istemiyormuş. Sadece 1 dilim ekmek yiyiyormuş. Öğlene kadar biraz acıktığı için öğlen çıkan yemeklerden az da olsa yedirebiliyorlar. Eve gelince aç mısın dediğimde hep ''Açım'' diyor :)

Bugün ilk sanat çalışması ile eve geldi duvarımıza astık hemen...

Ağzından laf almak için soruyorum.
-Öğretmenin sana kızdı mı hiç:)
-Kızdı !!!
-Aaaa neden kızdı ?
-Koşma Defne düşersin dedi, kızdı bana :)

Not: Anaokulumuzun bir facebook sayfası var ve her gün sınıfların yeni fotoğrafını yüklüyorlar ben bu uygulamayı çok sevdim. Fotoğrafımız bugünden :)

Paranses :)


Yatak odasında ki düğün pozlarından birini alıp, odasına taşıyan. Anne sen burda paranses olmuşsun, elinde çiçekte var. Babam da orda var. Bu hep benim odamda dursun '' diyen benim kızım ..

* Paranses= Prenses 

13 Eylül 2011 Salı

...

,

Okullu olmamız yetmezmiş gibi, İkinci günden servise binmeye başladı. En azından dönüş yolunda..
Kapıda servis beklemek ayrı bir heyecanmış...

12 Eylül 2011 Pazartesi

İlk gün...

Sabah bizim evde bir telaş bir hazırlık görmeyin..Erkenden okulun yolunu tuttuk. Kapıdan girer girmez öğretmenin elinden tutup sınıfa girdi. 

Bende geleyim mi?  dedim öğretmene :) 
Gerek yok ama isterseniz gelin dedi. Gitmedim. Ömer pis pis güldü...

Kurum sahibi, ''Çocuklar en geç iki haftada, aileler en geç bir ayda alışıyor'' demişti gülmüştüm haklıymış. 
Ömer hadi kahvaltıya deyince yakında bir yere kahvaltıya gittik. Telefonumu da arabada bırakmışım, acemi anne, bir şey olsa anaokulunda sadece benim telefonum var, o da arabada.. Neyse kahvaltımızı edip okula geldik. Ömer Defnenil'i huzursuz etmemek için vedalaşmadan gitti.

Bende müdür odasındaki kameradan bizimkini izliyorum. Kırk yıllık okullu edasıyla aktivite yapıyor, öğretmenine bıcır bıcır birşeyler anlatıyor, elinden tutup geziyor falan. Arkadaşları ile dans ettiler, hop hop zıpladı izlerken sevindim, üzüldüm, buruldum. Ama ağlamadım :) Kahvaltısını etmedi, öğlen yemeğini yemedi ama olsun çok mutluydu. Saat 1de aşağı indirin gidelim dedim inmek istememiş, bir süre sonra yeniden teklif ettiler bu kez geldi. ''Gitmeyelim anne'' dedi. ''Şimdi gidelim, istersen yine geliriz'' dedim. ''Yarın yine gelelim dedi'' :) 

Eve gelince babasını aradı. Ben yine okula gidicem, dedi okulda neler yaptığını anlattı. Oldu bu iş sanki yarım günde olsa okullu olduk biz ..

Haa birde ilk günün karnesini aldık, Aktivite süper, beslenmeden sınıfta kalmış:)

11 Eylül 2011 Pazar

Yarın büyük gün...


Yarın büyük gün .. Defnenil anaokuluna başlıyor. Son eksiklerimiz de bugün tamamlandı, biz hazırız. Umarım sorunsuz bir başlangıç olur. Defnenil'de hazırdır. Bize şans dileyin....

7 Eylül 2011 Çarşamba

Ne zor işmiş arkadaş...

Bizim kızı okullu yapalım dedik. Daha doğrusu babası dedi. Defnenil artık zapt edilemez oldu. Sürekli ''Bugün değişik birşey yapalım mı? ''diyor. ''Ben her gün değişik şeyi nereden bulucam kızım deli misin sen'' diyemiyorum tabi.. Artık parmak boyası, resim, sanat aktivitelerimizin süresi çok kısaldı. 2-3 dakikada bitti diyor.

Ömer bu durumda bu kış böyle geçmez bizim kızı kreşe sal gitsin diyor:) Salalım salmasına Defnoş buna hazır olabilir ama ben hazır mıyım bakalım? Tam zamanlı anneliğe çok alıştım, nasıl bırakıcam kızımı :(

Geçen cumadan bu yana Koşuyolu, Acıbadem civarındaki kreşlerden on - on iki tanesini gezdik. Tamamında yanımızda Defnoşta vardı. Kreşlere adım atar atmaz bizi unuttu. İşimiz bitip çıkmak istediğimi de mekandan ayırmakta zorlandık. Dil gelişimi, tuvalet eğitimi, sokulgan halleri ile kreşe hazırım diyor ama kreş bulmak ne zormuş. Çokta şey istemiyorum, Temizlik, güleryüz, tecrübe...

Apartmandan bozma kreşte gördüm, mermer dik merdivenli güvenlik önlemleri olmayanını da, bir çoğu bakımsız ve kirli, sonra büyük bir kısmında sınıf kontenjanları yüksek. Küçücük odalarda 10-12 çocuk. Kalabalık dediğimde ''hepsi ayni anda bir arada olmuyor ki, genelde bir kaçı hasta oluyor'' diye cevap aldım. Eğitimci olduğunu iddia eden biriydi. Bir tanesi çok elit öğrencileri kabul ediyormuş!!! Ama mutfağı rutubet kokuyordu. Bir tanesi Defnenil'e sürekli canım, cicim, bebeğim, prensesim dedi. Kıl oldum. Daha neler neler...

En son aklımda bir yer kaldı. sanırım daha iyisini bulamayacağız.. Var mı tavsiyeniz?

.....


Biz dün çok eğlendik. Diğer fotoğraflar için tık...

1 Eylül 2011 Perşembe

Dedi...


Koridorun ortasına dizdiği bowling labutlarını devirmeye çalışırken bir ara ortadan kaybolan. Ayakkabılarını giyip geri gelen ve oynamaya devam eden. ''Defnenil neden ayakkabılarını giydin onları dışarıda giyiyoruz'' dediğimde ''Bunlar bolling ayakkabısı annecim'' diyen benim kızım...

Sabah sabah...


Sabahın köründe park diye tutturdu. Kovamızı küreğimizi alıp gittik. Park bomboş bizden başka kimse yok. Parkı sana kapattım dedim espirimi anlamadı...




LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...