27 Mart 2013 Çarşamba

İyi ki Doğdun Aşkım..


İyi ki doğdun aşkım ve iyi ki benim oldun.. Beraber nice yaşlarımız olsun.. Seni Çok Seviyorum.

26 Mart 2013 Salı

Fratelli La Bufala Blogger Tadım Etkinliği ...


Pizzanın ana yurdu Napoli'dir. Sırf pizza yemeye Napoli'ye mi gidelim?  diyorsanız.. Tabi ki hayır.. Bahçeşehir Akbatı AVM'ye kadar gitmeniz yeterli.. Çünkü orada  Fratelli La Bufala var..

Dünyada 137 şubesi olan, ve Türkiye'de 3. şubesini açan Faratelli La Bufala.. İtalya'nın en büyük pizza grubu olan ünlü Bufala ailesinin dünyanın dört bir yanına yayılmış restaurant zinciri ..

Mekanın spesiyali, %100 manda sütünden yapılmış mozzarella peyniri ile hazırlanan ''ıslak pizza''. Pizzalar mekandaki açık alanda yer alan ve özel olarak İtalya'dan getirtilen taş fırında incecik hamuru ile dakikalar içinde pişirilip servis ediyor..

Menüde neler yok ki: Leziz çorbaları, başlangıçlardan dana ve somon carpacciolar, süper ötesi etli pazı dolması, Islak pizza, El yapımı makarnalar ve kırk çeşit baharatla lezzetlendirilmiş manda ve sığır etinden yapılan ızgaralar.. Tatlı olarak İtalya'nın ünlü tatlısı tramisu..yok onu istemem diyene, sufle ve profiterol sadece benim denediklerimin bir kısmı ..

Ve tabi ki benim gibi şarap severler için çok zengin bir şarap menüsü ... 

Kısacası her damak tadına ve her bütçeye uygun bir şey bulabilirsiniz ..

Biz blogger arkadaşlarla Fratelli La Bufala'ya gidip bu lezzetleri deneme fırsatı bulduk..

Eşsiz misafirperverliği için mekan sahibi mimar Fulya Ağaoğlu, Şef Adem Kahraman ve ekibine bir kez de buradan teşekkür etmek istiyorum..Ve tabi ki nazik davetleri ve hoş sohbeti için Ajandapr'dan Serkan Karabatı'ya 

Kısacası mekan beş yıldız, on numara :) İlk fırsatta denemenizi öneririm..

Mekanla ilgi daha fazla bilgi ve görsel için Tık 




Başlangıçların bir kısmı..



Tatlılar yum yuuuum :)




Ustasından taş fırında ıslak pizza



İşte bu tam benlik :) ba-yıl-dım...

25 Mart 2013 Pazartesi

Her Sakallıyı Baban Sanma :)


Ömer'in doğum günü yemeği için cumartesi karşıda olacaktık. Eve geç geleceğimize hiç gelmeyelim daha iyi diye düşündük :) Ve çocukları teyze- enişte -anneanne üçlüsüne bırakıp gecelere aktık:) 

Ben devir teslim töreninde bulunamadım. Çünkü sabahtan başka bir programım vardı. Ömer teyzesine ,ne yer, ne içer nasıl uyur diye anlatmış. Sonra Yavuz eniştesinin kucağına bırakıp çıkmış. Ve Zeynep Lâl Yavuz'u babası sanmış sanırım. Kucağından hiç inmemiş, inince huzursuz olmuş. Sürekli Yavuz'u göz hapsinde tutmuş. Uyutma ve beslenme işini bile eniştesi yapmış.. 

Yavrucuğum her kel ve sakallıyı baban sanma, Enişte o enişte ;) Ömer ve Yavuz'u birbirlerine benzetirler zaten Zeynep Lâl'de bunu bir kez daha teyit etmiş oldu..

Ertesi gün eve geldiğimizde. Ablam Zeynep'e bakmak çok kolay. Asıl zor olan Defne Nil ve Arda ikilisi, onlar bir araya gelince doğal afet oluşuyor dedi. 

Böylece Zeynep Lâl'in hayatında bir ilk daha yaşandı. İlk kez bizden ayrı kaldı...



Üç Çocuklu Yavuz :) Yakışmış bence ....

18 Mart 2013 Pazartesi

"Prensler,Prensesler ve Kurbağalar Seminer Notlarım...

Cumartesi sabahı Defne Nil'in okulunun düzenlediği  "Prensler,Prensesler ve Kurbağalar : Çocukluk Yaşantılarının Yaşam Üzerine Etkileri" adlı seminerdeydim.. Doç. Dr. Azmi Varan a hayran kalmış bir şekilde terk ettim salonu....

Öncelikle bu notlar seminer özeti değildir..Zaten normalde 140 saat süren bir eğitimmiş. Biz kendisi ile üç saat geçirdik.. Benim bakış açımdan, unutmadan hafızamda tazeyken, önemli bulduğum kısımların iğrenç el yazımdan temize geçilmiş halidir. Bölük pörçüktür. Açıklayıcı bir şey beklemeyiniz. Kendim için yazdım :) 


Bütün çocuklar prens ve prenses olarak doğar ve zamanla kurbağaya dönüşür... diye başladık söze..

Eric Berne tarafından ortaya atılmış olan Transaksiyonel Analiz kuramına göre insan üç egodan oluşur Ebeveyn-Yetişkin- Çocuk


Ebeveyn egosu: 0-7 yaş arası etrafımızda olan tüm büyüklerden. Anne, baba, bakıcı, amca, dayı...  büyüklere ait edindiğimiz duygu ve düşüncelerdir.


Ebeveyn kendi içinde bakım veren ve kontrol eden olarak ayrılıyor. Bakım veren daha duygusal, karşısındakini çocuk olarak gören herkes yaşı ne olursa olsun ona ebeveyn egosu ile yaklaşıp bakım veriyor. Seviyor, yardım ediyor, koruyor.. Savaşta yaralanan askere sarılan komutan örneği. Karşınızdakinin yaşı kaç olursa olsun, muhtaç birini gördüğümüzde bakım veren ebeveyn egonuz öne çıkıyor. 

Konrol eden: sürekli, bağırıp, çağıran otorite kuran, saldırgan olan yanımız 

Yetişkin egosu: akıl mantık bilgi ve sağduyu ile hareket eden gerçekleri gören yanımızdır .


Çocuk egosu: kendi içinde 3 e ayrılıyor . Doğal çocuk yani zeynep Lâl :) her zaman her istediğini yapan mutlu kısıtlanamaz, neşeli, eğlenceli çocuk hali.. Bu çocuğa ebeveyn egosunun kontrol eden kısmı ile sürekli bağırma, çağırma disiplin etme hali ile yaklaşırsak iki tepki doğar çocuk ya uyumlu çocuk olur. Yada isyankar çocuk. uyumlu çocuklar anne babaların sevdiği öğretmenlerin gözdesi ders çalışan, uslu sakin, saatlerce kitap okuyan tiplerdir. ve en fazla %5 tirler her sınıfla en fazla 2-3 örnek öğrenci tabir edilen tip vardır. 


İsyankar çocuk . kontrol edilmeye çalışılan fakat baskı altında olmayı reddeden isyan eden yada etmeyip içine atan öfkeli tiplerdir.




Çocukluğun vurmadığı insan yoktur.. şu yada bu şekilde çocuklukta yaşadığımız olumsuz olayların etkisinde kalırız ve hayatımız boyunca bu etkiden kurtulamayız..


'' Sen iyi değilsin '' bir çocuğa bırakılacak en kötü mirastır. Arkadaşın ... senden daha akıllı, kardeşin senden daha uslu... bu tip cümleler çocuğu yetersiz, değersiz hissettirir. 


Yetişkinlik hayatı diye bir şey yoktur. Tüm hayat senaryomuz çocuklukta yazılır ..Çocukluğun ilk dört yılında yaşam senaryomuz ana hatları ile belirlenir. 7 yaşa kadar bu senaryo oluşur ve 12 yaşına kadar değişiklikler yapılabilir. 


Anne ve babamızın bize olan davranışların bizlerin çocuklarımıza olan davranışları ve diğer kuşaklara tam olarak geçer. Titiz biz anneniz varsa ve siz hep aman kızım elleme, aman mikroplu orası, dur üstün kirlendi gibi cümlelerle büyüdüyseniz. İstediğiniz kadar yetişkin egonuzla davranmaya çalışsanız da bebeğinizin yere düşürdüğü bir kurabiyeyi aldığını gördüğünüzden hemen ebeveyn egonuz yani anne babanız ortaya çıkar ve dur yeme dur alma o kirli dersiniz .. Demeseniz bile içinizden geçen odur. 


Kızı olan babalar.
Ya evde yoktur. Ya da olsalar bile duygusal olarak orada değillerdir.  Duygularını gösteren baba figürü ,seven dinleyen konuşan, dokunan, ilgilenen baba ileride kız çocuklarının hayatlarına doğru erkeği sokmalarında önem taşır. 

Babasından ilgi alaka görememiş kız çocukları, dönüp dolaşıp kendilerine ilgi alaka göstermeyecek adamları bulur. Ailesinde şiddet olan kız çocukları şiddet görecekleri erkekleri seçer..



''Git ve Yaşa'' 


Çocuğunuzun yapabileceği işleri sizin yapmanız onun kanadını kırmanız demektir.Sen yanımdan uzaklaşma hep bana muhtaç ol, yuvadan asla uçma demenin bir başka yoludur.  Yemeğini yedirmeniz. kıyafetini seçmeniz o seçse bile beğenmemeniz ileride kendi kendine alışveriş yapamayan hep birilerinden fikir alan insanlara dönüşmesine sebep olacaktır. 


Çocuğunuz bebeklik döneminde yanınızda yani yuvada .. Sonra sokaktaki kreşte, sonra mahalledeki ilk okulda, sonra ilçedeki lisede ve şehir dışında hatta yurt dışında okuyacaktır. Büyümek gitmektir. Bunu kabul edin ve kanatlarını kırmayın... Üniversitede şehir dışında okuyan çocuğuna börek, çörek, dolma gönderen anne..ve dolmaya niye limon koymadınız diye kızan çocuk örneği ...



İsyan çocuğun baskıya başkaldırma şeklidir 


Baskı karşısında çocuk ne yapar..


1 boyun eğer %5

2 isyan eder %5
3 isyan etmesi yasaklanmış öfkeli ama uyumlu çocuk. Türk toplumunun çoğu. Pasif saldırgandır..  %90 Bunlar genelde hiç bir şey yapmadan karşısındakini delirtebilir. '' Sana istediğini vermeyeceğim'' derler ve uygularlar.. 

'' Çocuk Asla Kanını Yerde Bırakmaz ''


Bazı mesajlar hiç konuşulmadan verilir. Bu en tehlikelilerdendir. Toz almayı isteyen kızınızın aldığı yerlerin tozunu bir kez de siz alırsanız ona hiç bir zaman yeterli olamayacaksın, ben hep yardım etmek zorunda kalacağım mesajı verirsiniz ..Sahip oldukları potansiyeli inkar ettirme ..


Kardeşi asla ablaya emanet etme.. Onun çocukluğunu elinden alma. Ona anne baba rolü biçme.



Yan yana oturmuş olmanız yakın olduğunuzu göstermez..

Dokun, sarıl, öp, sevgini göster...

İki insanın yan yana gelmesi tesadüf değildir.

Her zaman çocuk yönünü ön planda tutmaya çalış. Hayat enerjisi, neşe, mutluluk, yaşama sevinci, eğlence oradadır..

Eleştirme, 
Korku ile gelen isyan ve agresifliktir. 
Her zaman bilgili ve adil ol ve otorite kullan

Bir kaç örnek geldi aklıma: 

Eşiniz mutfakta çalışıyor arkasından gidip sarıldınız. O da bir şeye kızmış, size ''dur bir dakika'' dedi ittirdi tersledi. O an hemen çocukluğunuza dönüp annenizin babanızın sizi terslediği anı yaşıyorsunuz. Ve çocuklukta bu duruma ne tepki verdiyseniz onu veriyorsunuz. Mesela genelde küsmek, surat asmak, tavır yapmak.. Anneniz babanız sorun olduğunda sizinle konuşmadığı için sizde hayırdır hayatım bir şeye mi kızdın deseniz belki sorun çözülecektir.. 

Yine bir akşam içki içildi, kalabalık misafir ağırlandı saat 2 oldu misafirler gitti. Ev darmadağınık tam yatacaksınız. Birden içinizdeki titiz anneniz konuşmaya başlar. Masa böyle mi kalacak? sabaha kadar bulaşıklar kurur kazık gibi olur, salon darmadağınık, yerlerde kuru yemiş kabukları var. Siz gece iki de süpürge açar masayı, ve mutfağı toplar bulaşıkları yıkar ve hatta bitmesini bekler yerleştirir öyle yatarsınız .. Bu size titiz annenizin mirasıdır ..

Sevgilisinden ayrılmış adam önce hep sorunlu kadınlar beni buluyor hep üzülüyorum, hep terk ediyorlar diyor. Bunun altında da annesi kendine hamileyken aldırmak istemiş, fakat son anda vazgeçmiş. ve bunu küçükken oğluna kızdığında keşke seni aldırsaydım, diye tehdit ediyormuş '' Çocukken kendini istenmeyen kişi olarak görünce özel ilişkilerinde de hep kadınlar beni istemiyor, demiş ve hep bu tezini doğrulayacak kadınlar seçip hep istenmemesini tetikleyecek davranışlarda bulunmuş.....

Çocuğunuzun geleceğinin tamamının ilk bir kaç yılda şekillendiğini örneklerle öğrenmek zaman zaman çok yıkıcı olabiliyor..

Benim çok ilgimi çekti bu konu hakkında kaynak bulmaya çalışacağım.. 

Bunlar dışında daha fazla detay için Tık

Nette biraz bakındım bunlar çıktı.. Tık   Tık 

Bizim Evde Mor Bir Gergedan Yoktur.. Umarım :)

Defne Nil'in şu sıra en popüler kitaplarından biri Gergedanlar Krep Yemez ve Köpekler Bale Yapmaz..

Benimde çok sevdiğim bu iki kitabın, ve daha bir çoğunun çevirmeni Gülbin Baltacıoğlu, İyi Cücelerde kitabı okuyacak ve imzalayacak haberini alınca hemen ''bizde geliyoruz'' dedik..

Defne Nil, Gülbin hanımın eğlenceli okumasını en ön saflardan dinledi, ve çok keyifli bir şekilde katılım sağladı. Ardından sıraya girip kitaplarını imzalattı :) Kendi gergedanını boyadı. Ve ödül lolipopunu aldı :)

Bu eğlenceli kitapları bize kazandıran Gülbin hanım'a ve Pearson yayınevine çok teşekkürler.

Ve İyi cüceler'e bu keyifli organizasyon için çooook teşekkürler.. Siz bu organizasyonları yapmaya devam edin biz hep geliriz :) 

Diğer görseller için Tık Tık 





15 Mart 2013 Cuma

Bugün Cuma...


Pişşşt naber...

Biz annemle bunu dinleyip dans ediyoruz.
 Bu adam benim Yavuz enişteme çok benziyo biliyomusun :)

İkincilerin Makus Talihi :)

İnsanın iki çocuğu olunca, başkalarından önce sen mukayese etmeye başlıyorsun. O ne yapmıştı, bu niye yapmadı....Akşam Ömer'le konuşuyoruz. Bunun niye dişi çıkmadı, niye saçı uzamadı, niye oturmuyor..

Defne Nil bir çok şeyi çok erken yaptı. 4,5 aylıkken ilk dişini çıkardı, 6 aylıkken desteksiz oturdu. 7 aylıkken emekledi ve 5 dişliydi.  9,5 aylıkken yürüdü.. Eee alışmışız biz bu hıza. Zeynep Lâl' tembel çıktı.. Yiyip içip yatıyor :)  ''Tembelim ama çok sevimliyim :) Bir gülerim aklınızı başınızdan alırım'' diye espiri yaptık hatta..

Salak kadın, sen çocuğu oturtmayı denedin mi ki oturmuyor diyorsun!!! Bugün bir deneyeyim dedim. Oturdu valla.. Hemde epey uzun oturdu. Sonra devrildi tabi :) Oturmaya devam..

Ablana yetişebilmek için çoooook çalışman lazım Zeynep'cim üzgünüm sürekli karşılaştırılacaksınız, En başta biz yapıcaz bunu ...


Fıskiye saç yaptım yakışmış mı ?





Tarihe Not: 7 ay 1  Haftalıksın ilk kez desteksiz oturdun..


12 Mart 2013 Salı

Tomuklu Aşkı

 
Defne Nil küçükken kıyafet seçimlerinde erkek çocuğundan farksızdı. Hep pantolon giymek isterdi, aldığımız etek ve elbiseler dolap beklerdi. Hatta bu konuda görüştüğümüz pedagoğa ''Sorun olur mu'' diye sormuştum.  ''Sizi örnek alıyor siz ne giyerseniz onu giymek isteyecektir'' demişti. Bende genelde kot pantolon giyerim.. Ve bu bir dönem demişti.. Aman o zaman dert ettiğim şeye bak. Kızım hep kot giymek istiyor çoook büyük sorun :)

Şimdi yaş oldu 4, bizimki açıldı saçıldı. Elbisesiz çıkmam abi modun da, etek, külotlu çorap giymezse delleniyor haspam. Ve yeni hevesi onun tabiri ile ''tomuklu ayakkabı''

Her şey bir gün Nisan'lara gitmemizle başladı :)

Nisan'da şu pembe tüylü topuklu ev terliklerinden vardı. Bizimki gördü ve tam anlamı ile vuruldu. Giymek istedi, izin verdi, vermedi, terlik kavgası çıktı. Ve ben vurucu cümleyi kurdum. '' Ben sana alırım'' aradan zaman geçti bizimki sürekli soruyor..

Anne hani tomuklu terlik alacaktın..
Anne ne zaman alacaksın?
Anne pembe al ama..
Anne.. anne.. anne.. kafamın etini yedi.
Ve aldık.

Allahım evde giydi takur tukur, salına salına geziyor.. Ve o gün bugündür okuldan gelir gelmez terliklerim nerede diye tırım tırım terlik arıyor. Saklasam da bulup giyiyor.. Olay sadece evdeki terlikle bitse yine iyi. Bizimki tüm mağazaların bayan ayakkabı reyonlarında ayakkabı deniyor. Geçen gün bir avm de mağazada kayboldu. Gülümseyerek bir yöne bakan insan kalabalığına doğru yürüyüp bizimkini ayakkabı denerken buldum :) ve tüm mağazalarda ayni şey devam etti. Defne Nil ortalarda yoksa ilk önce ayakkabıların olduğu yere bak. ...

Teyzesine doğum günü hediyesi bakıyordum. İlla teyzeme ayakkabı alalım diye tutturdu. Şu aşağıdakileri alacakmışız birde tam 10-12 cm topuk tam bizlik yani ...



Yani anne ne giyerse çocukta onu giyecek diye bir şey yokmuş. Ayağıma şöyle bir şeyi bir kez bile geçirmişliğim yoktur.. Ama onu giyipte üzerinde duranlar ve hatta yürüyebilenleri taktir ederim. Galiba benim kız o gruba girecek ..



Bu Ablam Çok Komik :)



Dün akşam Defne Nil kardeşine kitap okuyor '' Evler zaman içinde, kanbur zaman içinde '' :)


Rock forever :)



11 Mart 2013 Pazartesi

Animasyon Çizim Blog Başlığım..


Takip edenler bilir blogun çok uzun zamandır bir görsel başlığı yoktu. Beyaz zeminde kızların adı yazıyordu. Kendi çabamla kızların bir iki fotoğrafını, düzenleme programları ile düzenleyip bir şeyler yapmak istedim, ama içime sinen bir şey olmayınca koymaktan vazgeçtim. 

2 Çocuklu olunca insanın jetonu altıgen oluyor galiba ;) Sonradan aklıma geldi.  Benim Eskişehir Üniversitesi animasyon bölümü mezunu arkadaşlarım var Leyla ve Erhan.  Peri'nin anne ve babası. Tanıştığımızda yaptıkları işlerden, okudukları okullardan bahsedince ayy ne eğlenceli, ne keyifli diye iç geçirmiştim...

Türkiye'de reklam sektöründe bir çok animasyon Erhan'ın ellerinden çıkma ...Bakınız  hatta o da bir blogger.

Velhasıl elimde böyle bir kaynak varken ben ne uğraşıyorum dedim :)  Ve Leyla'dan rica ettim. Sağ olsun kırmadı hemen 5-6 tane kara kalem çizim yaptı. Hepsi birbirinden güzeldi, Ben hepsini çok beğendim ama buna görür görmez bayıldım. Ve işte bu.. bu olsun..dedim. 

Kısa sürede o kara kalem çizim bu hale geldi. ve görsel mail kutuma düştüğünde uzun süre baktım o kadar sevimli geldi ki. Bu gerçekten  benim kızlarım. Defne Nil'in muzur bakışları ve saçları, pembe ve mor aşkı hiç bir şey gözden kaçmamıştı. Ömer'e  gösterdim çok şaşırdı '' yani bu kadar olur '' dedi :)

 Uzun süredir aradığım içime sinen başlığı buldum.. 

Görseli sanal ortamlarda paylaşınca, benim gibi bir çok arkadaşımda çok beğendi ve Leyla'ya ulaşmak için benden bilgi istedi.. Kapısını çalmak isterseniz tık  tık yapın :) 


10 Mart 2013 Pazar

8 Mart 2013 Cuma

Zeynep Lâl 7 Aylık...


Zeynep  Lâl bugün 7. ayını doldurdu. 8.aya hoş geldin dedi.

Doktor kontrolünü bir gün önce yaptık. Çünkü ablası hastaydı, hazır Defne Nil'i götürüyorum, ikisi de kontrol edilsin dedim. Boy: 67 Kilo:6120 Baş Çevresi: 42,5 

Genel olarak gayet iyi.. Dişleri haaaala çıkmadı, Defne Nil 7. ayında dişleri dörtlemişti :) 
Ek gıdada kıyma ve ete başlayacağız. 

Onun dışında 
  • Fıldır fıldır dönüyor, bıraktığın yerde bulmam mümkün değil, Kendini kaydırıyor çok rahat konum değiştiriyor. 
  • Kendi sesini tanıdı, çığlık atıp bağırıyor ve bu işten çok keyif alıyor, 
  • Emeklemeye çalışıyor, emekleme pozisyonunda dizlerini kıvırıyor henüz ellerinin üstünde duramıyor. ama çok azimli çok çalışıyor :) 
  • Yüzüne bir şey örtüp çööö oynamaya bayılıyor.
  • Yıkanmayı çok seviyor.
  • Kendi kendine uyuyor.
  • Ek gıdaya iyi tepkiler veriyor. Mama sandalyesinde oturuyor, ve biz yemek yerken de masada bulunuyor, izliyor, hatta tabaklara hamle yapıyor :) 
  • Aynaları çok seviyor..
  • Elleri ile her şeyi çok rahat kavrıyor, elden ele geçiş yapıyor. 

  • Henüz oturamıyor ama çok az kaldı sanırım.. 
  • Gezmeye bayılıyor. Sokak kızı irma :) 
  • Ablasına hayran. O eve gelince gözünü ondan ayıramıyor. 
  • Dans etmeyi çok seviyor. Karşısında biri dans edince çığlık çığlığa bağırıyor :) 








5 Mart 2013 Salı

Bahar Geldi Mutfaklar Renklensin...


Instagram'a dadandığımdan beri. Mükemmel kahvaltı ve yemek masaları, çeşit çeşit tabaklar, örtüler, runnerlar ayrı bir dünyaya girmiş gibi oldum resmen :) Ve hemen kıskanıp benim neyim eksik dedim. Yakınımda tekstil işi yapan bir dayımız varken çok kolay oldu. Bu rengarenk örtüler, ve önlük takımı hemen benim oldu. Eğer siz de beğendiyseniz,eeee benim neyim eksik derseniz sipariş alıyor.. Sadece masanızın ölçüsünü vermeniz yeterliymiş.

Tek masa örtüleri 20 TL
Masa örtüsü + önlük + eldiven ve tutacak 4 lü set 35 TL

Önlükte boyun kısmında ayarı var her boyda bayana olur. ve Renkler fotoğraftakinden daha canlı... Farklı kumaşlarda varmış ama onları bir ara eklerim...

Sipariş için bana mail atabilirsiniz..





2 Mart 2013 Cumartesi

Persil Duo Caps Lansmanı


Cuma günü  Müge hanım'ın davetiyle Henkel'in yeni ürünü, Persil Duo Caps Lansmanı için Ritz Carton otelinde düzenlenen keyifli bir etkinliğe katıldım. 

Henkel  Deterjanlardan Sorumlu Marka Müdürü Nükte hanım ve marka yüzü Pınar Altuğ genel marka tanıtımı ve ürün sunumunu gerçekleştirdiler. Ürün tanıtımından sonra  dünyanın en hızlı kıyafet değiştiren çifti Sos & Victoria Petrosyan'ın şaşkına çeviren gösterisini izledik.


Persil Duo Caps’in ikili formülü ile çamaşırda mükemmel temizlik…
Özel olarak geliştirilmiş patentli ikili formülü ile fark yaratan Persil Duo Caps, ürün şekli ve formülü ile de benzersiz. Persil Duo Caps’in yeşil tarafında bulunan parlaklık etkili konsantre formülü, çamaşırlarda ekstra parlak beyazlık sağlıyor. Mavi tarafındaki leke çıkarıcı enzim karışımı ise en inatçı lekelerle bile kolayca başa çıkıyor. Her bir Persil ikili jel kapsülü, suyla temas eder etmez çözünmeye başlıyor ve yıkamanın başlangıcından itibaren tüm gücüyle çamaşırların kalbine nüfuz ediyor. %100 çözündüğü için çamaşırlarda ve çamaşır makinesinde hiçbir iz bırakmadan mükemmel temizlik sağlıyor.
Persil Duo Caps, kolay dozajlama olanağı sağlayarak da hanımların işini kolaylaştırıyor. Persil ikili jel kapsüllerini boş çamaşır makinesinin içine koyduktan sonra çamaşırlarınızı her zamanki gibi doldurmanız, kusursuz temizlik için yeterli oluyor. Tek başına bir kapsül, bir makine çamaşırı yıkamak için yetiyor. Üstelik konsantre formülü sayesinde hem daha az yer kaplıyor hem de doğayı korumaya yardımcı oluyor.

Etkinliğe ait daha fazla görsel için  Tık 


Diğer blogger arkadaşlarımdan Yemek Sohbetleri blogunun sahibi Yağmur ve Aylinden Denemeler sevgili Aylin ordaydı..Aylin'le Pril sevgililer günü etkinliğinde  tanışmıştık iyice kaynaştık :) 


LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...