19 Ağustos 2014 Salı

18 Ağustos 2014 Pazartesi

Çocuklarla El Ele Ebeveynlik Yolculuğum Blogger Söyleşisi ..

15 Temmuz salı günü, Füsun'la beraber bir etkinlik düzenledik. ''Çocuklarla El Ele Ebeveynlik Yolculuğum'' kitabının blogger söyleşisi..  Bayram, tatil derken blogta paylaşmak bugüne kaldı..

Sabah Defne Nil'le en sevdiğimiz çocuk kitapçısı İyi Cüceler'in yolunu tuttuk.

Ebeveyn ve Aile Koçu, çocuk kitapları yazarı, eğitmen, sosyolog ve araştırmacı Sedef Örsel Türkiye'de bulunduğu sınırlı sürede bizleri kırmayıp bu keyifli sohbeti gerçekleştirdi. Gün Yayıncılık'tan çıkan kitabını imzaladı. 

Connection Parenting metodu 30 yıllık bir araştırma sonucu Eğitimci ve yazar Pam Leo tarafından oluşturulmuş bir metod. Sedef Örsel 2007 yılında bu eğitimi alarak ACPI sertifikasını almış.  Ebeveyn ve Aile Koçu olarak bireysel ve kurumsal danışmanlıklar yapıp, eğitimler düzenliyor. Ve edindiği engin tecrübeler ve bilgi birikimini bu kitaba dönüştürmüş. Çocuklarla iletişim tekniklerinden, zihinsel ve akademik gelişimlerine, günlük hayat sorunlarından, kardeş kıskançlığına pek çok konuda birebir yaşanmış olaylardan örneklerle tavsiyeler sunuyor. Baş ucu kitabı denen cinsten yani.. 


Gün yayıncılıkla yollarının kesişme hikayesini, kendi çocukları ile pekiştirdiği tecrübeleri.. ve bizlerin soru cevapları doğrultusunda çok keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik..

Kitaptan kendime bir kaç not...

  • Çocuklarla doğru iletişimin ana kuralı ''an''da olmak ve ''an''da kalmak. An'ı yaşa önceyi sonrayı düşünme..
  • Çocuğun biberonundaki ister anne sütü olsun, isterse mama onun büyümesini sağlayacaktır. Ama gelişimini sağlayacak olan benimle kuracağı bağ ve güven duygusudur. 
  • En önemli ihtiyaç bağ kurmak.. 
  • Ebeveynlik emek gerektiren bir iştir. Ceza ve rüşvet emek vermeden sonuca ulaşmak istediğimizde seçilebilecek, etrafımızda da sıklıkla gördüğümüz en kolay ama işe yaramayan iki yoldur. 
  • Beklentilerimizin çocuklarımızın gerçek potansiyellerine uymasına dikkat edelim. Çocuğun varlığına ve özüne uymayan beklentiler. Hayal kırıklığı ve anlaşmazlıklara sebep olacaktır.
  • Sihirli değnek gibi görünen tavsiyeler, çare gibi gözükse de. Soruna kökünden müdahale etmediğinden, problemlerin farklı şekillerde tekrarlanmasına sebep olur. 
  • İhtiyaçları karşılanmamış ebeveyn çocuğunun ihtiyaçlarını tam olarak karşılayamaz. Kendine zaman ayır..
  • Çevresinde gülen yüzler gören çocuk gülümser..
  • Kendini kaybolmuş, karışmış, nefessiz hissedersen. Yavaşla..
  • İnat onun karşılanmamış bir ihtiyacının bu davranışı ile anlatmaya çalışmasıdır.
  • İletişimde kelimeler %7 Ses tonu %38 Beden dili %55 etkilidir.. Bu durumda ''Seni seviyorum'' demek yerine sevgiyi göstermek gerekir ..




























Defne Nil ve Nisan uzun süren bir ayrılıktan sonra kavuştular ..



Ayrıca Farmasi Kozmetik  bizler için sürpriz hediyeler hazırladı..
Buradan bir kez daha, teşekkürler Farmasi..



13 Ağustos 2014 Çarşamba

Yağmurlu Bir Gün..


Geçen haftalarda, yağmurun yağdığı günlerden kareler..

Islanmaya ikna olmuş bir baba :)
Mutluluktan çıldırmış kızlar...






12 Ağustos 2014 Salı

Kolluklarımızı da alalım mı anne?

Göztepe 60. Yıl parkında, her saat başı 15 dakika kadar fıskiyelerin açıldığını öğrendiğimden beri kızları götürmeyi planlıyordum. Leyla hadi cuma günü hazırlıklı gidelim deyince, hemen tamam dedim. 

Defne Nil'e fıskiyeleri anlattım. Çok keyifli olacak altından geçip ıslanacaksın yedek kıyafetler, mayonu ve havlunu hazırla dedim. 

Kolluklarımızı da alalım mı anne dedi? :))

Kolluklarımızı almadık ama yedek kıyafetlerimizi, havlumuz alıp yola çıktık.. 

Fıskiyeler açılınca önce biraz tedirgin oldular. Hava çok sıcak olunca, ilk başta su serin geldi galiba. Ama hemen alıştılar çok eğlendiler. Peri ile beraber çılgınlar gibi oradan oraya koşturdular. Çok mutlu oldular. Hatta tek seans yetmedi bir sonraki saati de beklemek istediler. İkinci kez girip iyice kurtlarını döktüler..

Zeynep Lâl,  su kuşu olmasına rağmen fıskiyelerden korktu. Sadece benim kucağımda biraz suyu elledi. Ayağını soktu. Ben fotoğraf çekmek için onu arabasına bağladım. Koşturan çocukları keyifle izledi.. 

Yaz boyunca defalarca gideceğimiz park belli oldu.. Hatta yedek kıyafetimiz olsa Leyla ile ben bile girecektik. Sadece bacaklarımızı ıslatmakla yetindik ..

Çok keyifli bir gün oldu .. Hala gitmediyseniz anne tavsiyesi :) 










10 Ağustos 2014 Pazar

Gittik Geldik.. Venedik & Murano ve Burano Adaları..




Daha Venedik seyahat planı ortalarda yokken. Burano ve Murano adalarının fotoğraflarını görüp o rengarenk evlere hayran kalmıştım. Görülecek yerler listesine eklemiştim. Süremiz olduğundan her gün bir ada şeklinde gezdik. Rahat rahat tadını çıkararak. 3. ve 4. günlerde. İkinci günde yağmur sebebi ile gidip geri döndüğümüz Murano'ya gittiğimizde yine yağmur vardı. Ama hava çok sıcaktı ve gezmeyi engelleyecek bir durum yoktu.

Cam fabrikaları ve cam işçiliği ile ünlü ada dünyanın en önemli cam üretim merkezlerinden biri. Dünyada ilk ayna ve gözlük camı üretimi burada yapılmış. Cam üfleme ve vitray konusunda da çok meşhur. Bir cam fabrikasının gezisine katıldık. Cam ustası bir dakika içinde şaha kalkmış bir at figürü yaptı. Sadece bir dakika !!!  Zaten sokaklarda gezerken dükkanlarda satılan takı, ve objelerin işçiliğine hayran kalıyorsunuz. Ama çok fazla Çin malı ürün satışı var. Çin malları ile orijinal Murano camları arasında benim bile gözle görerek almadığım bir fark var. Renk, parlaklık, doku tamamen bambaşka..

Sokaklarda gezip dükkanları talan ettikten sonra. Öğlen yemeğini buranın ünlü bir restaurantında yiyerek Otele geri döndük. Ve yine Venedik ana karada gezmeye devam ettik.







Aşk Şehri Venedik.. 



Yağmur çamur demeden.. 





Ve Burano...

Venedik'teki 4. günümüzde gittiğimiz rengarenk evleri vaporettodan görmeye başladığımda, '' Hadi artık yanaşsın inelim '' diye heyecan yaptığım yer..

Kelimenin tam anlamı ile hayran kaldım.. 5 kilometrelik küçücük bir ada. Minyatür Venedik..  İki katlı bitişik nizam evler, süslü balkonlar, muhteşem güzellikteki kapılar.. Hediyelik eşyacılar. Yol üstü cafeleri...

Turizmden önce geçimini balıkçılıkla sağlayan bir ada.. Şuan turizm cenneti. Belediyeden izin almadan evleri boyamak, rengini değiştirmek mümkün değilmiş. Ayrıca çok güzel dantel örtüler ve ürünler var.. Bence Burano'yu gitmezsen Venedik'i  görmenin bir anlamı yok :)









Fenerbahçeli olduğu belli oluyor mu :)







LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...