24 Eylül 2014 Çarşamba

Anne artık başka parka gitmeyelim, sadece buna gelelim :)


Yazın son günlerinde #ParkBahçeMüdürleri gidilecek parklar listesini tamamlıyorlar sayın seyirciler :) 

Zorlu Canter AVM çocuk parkının güzelliğini pek çok kişiden duymuştum. Koca yaz bugün yarın diye diye erteledim. Açıkçası sırf park için köprü geçmeye üşendim. Hafta sonu kalabalık olur diye gitmedik. Öylece kaldı. Sonunda bu pazar, yaz bitmeden gidebildik çok şükür :)  Daha gitmeden bizim kızların çok seveceğine emindim. İşin içinde bir atraksiyon varsa Defne Nil ve Zeynep Lâl bayılır.

Biz gittiğimizde henüz park çok tenhaydı. Ve bu devasa kaydırağı çok sevdiler. 3 yaş ve üzeri çocuklar için ama Zeynep'te boş bulmuşken epey kaydı. En üstten bile kaymışlığı var cesur bonusum benim :) Örümcek ağı tırmanma ünitesi. Zıplama ve tırmanma bölümleri. Kum havuzu. Ve yaz boyu açık olan su fıskiyeleri var. Fıskiyeler artık çalıştırılmıyor tabi, o kısmı kaçırdık maalesef. Defne Nil en son şöyle dedi ''Anne artık başka parka gitmeyelim sadece buna gelelim '' :)) 

Bizim gibi pek çok kişi parkı çok beğenmiş olacak ki, öğlen saatlerinde çok kalabalıklaştı. Bizde hemen avm içinde 4M Türkiye'nin yaptığı atölyelere katılıp mola verdik. Ardından yine park en son kızları zorla ayırmak zorunda kaldık. 6 saat bitmişti ve ''Ama çok az kaldık'' diye isyan ediyorlardı. Hafta içi çok daha boş olacağından eminim, havalar soğumadan biz Zeynep'le yine kaçarız. Defne'ye söylerseniz küserim bak :) 









Öğleden sonra canlı müzik vardı.. Bilin bakalım kim en ön sıradan dinledi ..




Boyamak bizim işimiz :) 


Nisan ve Defne 


Nisan'nın annesi ve Defne'nin annesi :) 

23 Eylül 2014 Salı

Saç dökülmesinin çözümü var mı ?


Saç bakımı kadınlar için önemli bir konu. Hamilelikle başlayan ve durmaksızın devam eden saç dökülme sorunum var. Yani 6 küsür yıldır saçım dökülüyor. Kel kalmadığıma şükretmeliyim galiba :)

Oldum olası uzun saçı kullanmakta sorun yaşadım. Düzenli fön çektirmek, yada kendim çekmek gibi şeylerle uğraşamadım. Çocuklar var diye değil. Önceden de böyleydim üşengeçlikte zirveye oynarım :) Saçlarım uzunken hep topla çık yapardım. Dönem dönem çok kısa kestirdim. Kısa saçın rahatlığı bambaşka.

Bir süredir katlı kesim omuz hizasında bir saçım var. Modeli kullanırken saç maşası ile dalga vermem gerekiyor. Şekil verirken saç köpüğü ve deniz tuzu spreyini düzenli kullanıyorum. Yaz boyunca deniz, havuz, güneş ve şekillendirme ürünleri ve ısıya maruz kalan saçlarımda yıpranmalar oldu. Banyoda kullandığım saç kremi dışında ekstra bir ürün kullanmıyordum, o da çok yeterli olmuyordu. Evde kullanılmayı bekleyen HC Haır Care Complex  vardı. Ve kullananlardan çok olumlu yorumlar okuyunca bende hemen başladım. Biraz üşengeç bir yapım var ve  bu tarz şeyleri hep ihmal ediyorum. Aslında ihmal edilecek bir durumda yok. Saçını yağla, biraz masaj yap, boneyi tak bekle. En az 45 dakika olmak kaydıyla saçta kalması gerekiyor. Ardından banyo. Sabaha kadar bekletme seçeneği de var ama ben çok deli yatıyorum. Her yer yağ olur diye o seçeneği denemedim :)

Ürünün içerisinde onlarca bitkisel yağ ve vitamin var. Bazıları nem veriyor. Bazıları boyunu uzatıyor, güçlendiriyor, canlandırıyor. Adı üstünde komple bir bakım sağlıyor. Kullanım şekli haftada iki gün. Saçım kısa olduğundan az bir miktar yeterli oluyor. Temiz ve kuru saça uygulanıyor. Saçta şekillendirici ürün köpük jöle olmaması gerekiyor. Saçı yıkarken yağdan arındırmak zor olmuyor. Bakım sonrası elinizi saçınızdan çekemiyorsunuz. Yumuşak ve parlak. Henüz dördüncü kullanışım. Kullanıcı yorumlarına göre, dökülmeyi engelleme etkisi bir şişe bittikten sonra daha net görülüyormuş. Ama yumuşaklık ve parlaklık hissi, ilk kullanımda bile çok başarılı. Kullanıcı yorumlarında saçı hızla uzattığı yazıyor. Uzatmasına gerek yok. Dökülmesin yeter :)  Bu şişe bittikten sonra buraya dökülme ile ilgili yorumumu ekleyeceğim. Ama ürün şimdiden yumuşaklık ve parlaklık için benden tam not aldı.





22 Eylül 2014 Pazartesi

Katkısız Sevgi..

Üç kız kardeşin en küçüğüyüm.

Hiç büyümeyen, hep korunan kollanan. Yaş 37 oldu ama hep ufağım ben.

Mutlu bir çocukluk geçirdik.

Bizi çok seven ve sevdiğini belli eden anne babaya sahiptik. Hala gözümüzün içine bakarlar çok şükür.

Babam pazar günleri pazardan gofret alırdı bize. Arka bahçeye salıncak kurardı. Annem sağlık sebebiyle teyzeme giderdi sık sık. Beni babam yıkardı. Gözüme sabun kaçıracak diye çok korkardı.

Kapı önünde oynayan. Uzağa gitse bile ''kayboldu'' olmayan çocuklardandım. Yan evde oturan kuzenim Elif'le sokak sokak gezerdik. Evin yolunu bulurduk hep.

Disiplinli bir annem vardı. Leb demeden leblebiyi anlardık yani. Misafirlikte bir bakışı bizi hizaya sokardı.

Uyku eğitimi almadım ben hiç biliyor musun. Uykum gelince annem beni yatağa yatırırdı. Sende yanıma gel dediğimde ''sen yatağı ısıt ben geliyorum birazdan '' derdi. Yorganı kafama çekip nefesimle içeri sıcak hava verirdim. Sonra sıcaktan uykuya dalardım. En güzel uyku eğitimi. Ben hala yorganı kafama kadar çekip uyurum. Ömer bu halime çok gülüyor :)

Annem çok bağırmazdı dövmezdi. Ama benim dönemimin tüm çocukları gibi popoya şaplak yerdik bizde.

Annesi tarafından dövülse bile ''Anne'' diye ağlayan çocuklardık biz.

Katkısız Sevgi'yi tadabilmiş şanslı çocuklar.







Etre Belle: Çocuk dostu güzellik merkezi.

Kuaföre saç kesimine gitmem gerekiyorsa. Pedikür manikür gibi bakım işlemlerini epeydir ihmal ettiysem. Ya da cilt bakımı yaptıracaksam çoğunlukla hafta sonu randevu almayı tercih ediyorum. Kızları babalarına bırakıp biraz kendime zaman ayırmak iyi geliyor. Benim gibi pek çok kadının sorunu olan bakım işlerini çocuklarla beraber yaptıramamak. Çocukları birilerine bırakmak zorunda kalmak ve mecburiyetten bu işleri hep ötelemek.

Etre Belle Güzellik Merkezi bakımını ihmal etmek istemeyen ama çocuklar yüzünden hep erteleyen anneleri düşünerek merkezini çocuk dostu haline getirmiş. Geçen hafta oyun köşesini ilk test edenlerden biri biz olduk. Zeynep Lâl'le beraber Etre Belle ev sahipliğinde Les Naturelles Türkiye 'nin bizim için düzenlediği cilt bakım uygulamasına davetliydik. Zeynep Lâl oyun oynarken, ben güzellik uzmanı İdil hanımın Les Naturelles ürünleri ile yaptığı cilt bakımının keyfini çıkardım.

Etre Belle güzellik merkezi daha önce  gittiğim ve çok memnun kaldığım bir yerdi. Okumak isterseniz TIK 

Çocuk ve anne dostu güzellik merkezini denemenizi öneriyorum. Artık güzelleşmek için bahane kalmadı :) 

Adres; Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi, Kaptan İhsan Sokak, Sefa Apartmanı B-Blok No:5 Daire:3 Göztepe/İstanbul
0216 302 87 78
0532 579 07 00
nursen.aktaran@gmail.com
www.nursenaktaran.com

 http://instagram.com/etrebellebeauty_system






20 Eylül 2014 Cumartesi

Mançalı Don Kişot'un Piktogramlı Hikayesi.

Defne Nil'in şu sıralar favori olan kitaplarından birini daha paylaşmak istiyorum. Edebiyat tarihinin en ünlü kahramanlarından birinin, çocuklar için uyarlanmış versiyonu. ''Mançalı Don Kişot'' Kitap 2005 Bologna Ragazzi Award En iyi hikaye kitabı mansiyon ödülü almış.

Kitapta bazı kelimelerin yerine çizimler yerleştirilmiş. Bu tarz hikayelere ''Piktogramlı hikaye'' deniliyormuş. 37 yaşımda yeni bir şey öğrendim :) Kitabın en arka sayfasında bir sözlük var. Önce onu inceleyip kelimelerin karşılığında olan resimleri öğrendik. Sonra kitabı okuyup kelimeleri biz doldurduk. Kitabı okurken çok eğlendiğimiz doğrudur. Bulmaca çözer gibi oldu. Arada kopya çektik :) 

Kitap çizeri Javier Zabala uyarlayan Carlos Reviejo. Henüz çok taze bir kitap Sarıgaga yayınlarından kısa bir süre önce çıkmış. Konusu ve tarzı yüzünden 5 yaş ve üzeri için daha uygun diye düşünüyorum. Küçük kitap kurtlarına tavsiyemizdir. Biz çok sevdik...







19 Eylül 2014 Cuma

Kavanoz Boyayalım mı?



Doymadım doyamadım faaliyet yapmalara ben :)

Artık resim yapmak, oyun hamuru oynamak, parmak boyası bizi kesmiyor. Her gün farklı bir şey, daha önce hiç yapmadığı bir şey yapmak istiyor. Düşün taşın yerli yabancı kaynaklara bak. Malzemeleri ayarla zor iş yani :)

Sevgili Özlem'in ınstagram sayfasında süsü püslü mutfak erzak kavanozlarını görünce, hadi bizde kavanoz boyayalım dedim. Akrilik boya, boş kavanoz, boyama işlemi için sünger, süslemek için etiketler ve stampalar evde tüm malzemeler vardı.

Kavanozu fırçayla boyamadık. Defne Nil'in tabiri ile süngerle pıt pıt boyadık.. İlk kat kuruduktan sonra ikinci kat o kuruyunca süsleme kısmına geçtik. Nasıl dikkatli çalışıyor ifadeye bakın. Tam bir görev adamı :)

Yine bir şaheser yarattı :) Çok şükür okullar açıldı etkinlik arama bulma işi birazcık azalacak.






Aktivite bitti.
Yaz bitti.
Anne bitti.
Yaşasın Okul :)

17 Eylül 2014 Çarşamba

Çocuk Haklı Beyler :)


Kısa bir süre önce Defne Nil yanımıza elinde bir kağıtla geldi. Çok ciddi bir ifadeyle anlatmaya başladı. Kağıda telefon resmi çizmiş ve üzerine çarpı işareti koymuş. Oyun odasının kapısına yapıştıracakmış. Artık babası ve ben onunla beraber oyun oynadığımız zaman, odaya telefonla giremeyecekmişiz. Bu bir kuralmış!!!

Çocuk sonuna kadar haklı.

Tam bir şey yaparsın mail gelir. Aman cevapsız kalmasın. 
Olmadı anlık bir bildirim gelir, biri yorum yazar.
Ömer'i işle ilgili ararlar.
Bir arkadaşımız whatsapptan bir şey sorar.
Ay bir fotoğraf çekeyim ınstagrama koyarım derim, ve o telefon elimizden düşmez.

Sonra ne olur 
Başlanan oyun, okunan kitap bölünür durur.

Sonuçta bizim oyun odasının yeni kuralı. Cep telefonu giremez. İçeri girerken kurallara uyacağımıza dair,  her birimiz için hazırlanan o dört tane yuvarlak kağıda imza atmamız gerekiyormuş. Kapıda bantlanmış bir de kalem var. Çok bürokratik takılıyoruz :)

Sevdim bu kuralı 
Ulaşamazsanız merak etmeyin diye yazdım :)




O 5 niye ters çocuuum :) 

16 Eylül 2014 Salı

Çırağan Palace Kempinski Çikolata Workshop'u



Kışa hızlı bir başlangıç yapalım dedik. Çırağan Palace Kempinski  birlikteliği ile Ekim ayı içerisinde 
gerçekleştireceğimiz çikolata workshop u için şanslı bloggerlar belirlendi.

Diğer organizasyonlar için takipte kalın...

11 Eylül 2014 Perşembe

Kardeşler Aynı Odada Yatmalı mı?

Uzun zamandır kafamda dönüp duran bir soruydu.. Kardeşler aynı odada yatmalı mı?

Zeynep Lâl bir süredir bebek karyolasında yatarken rahat edemiyormuş gibi geliyordu. Ablasının ve bizim yataklarımızda uyuduğunda yataktan düşme gibi bir sorun yaşamamıştık. Artık 2 yaşında olduğuna göre, büyük yatağa geçme zamanı geldi diye düşündük. (ablası da 2 yaşında büyük yatağa geçmişti ) Biz düşünmeden önce Defne Nil bu konu üzerinde yeterince düşünmüş olacak ki. Sürekli Zeynep Lâl 'le aynı odada yatalım. Bize ranza alın. Ben üstte yatacağım. Aynı odada uyuyalım. diye resmen başımızın etini yedi. Yakın çevremizde ranza kullanan biri yok ama ranza olayına takmıştı.

Ömer ranza konusunda olumsuzdu. Ben yerden tasarruf olur diye sıcak bakıyordum. Ama biraz nette araştırıp yorumları okuyunca soğudum :) Fikrimi Zeynep Lâl'e yeni bir yatak alıp ablasının odasına kurmak olarak değiştirdim. Ama Defne Nil kendisine de yeni yatak hayalleri kurunca, Ömer ikisine de alalım boş ver dedi. Ve bize İkea yolları göründü. Normalde Defne Nil'in odasında İkea Mınnen modeli vardı. Alırken çok beğenmemize rağmen, kullanırken gereğinden fazla büyük olduğunu düşündüğüm bir yatak. (90x200) Defne Nil resmen içinde kayboluyordu. Aynı modelin uzayabilen şeklini almayı düşündük, son anda vazgeçip Sundvık modelinde karar kıldık. Yatakların yanında bir kitaplık daha aldık. Ve yatakları Zeynep Lâl'in odasına kurduk. Kitaplığı Defne Nil'in odasına. Zeynep Lâl'in odası uyku ve giyinme odası. Defne Nil'in odası, oyun odası oldu..



Aynı odada ilk gece 

Yataklar kuruldu kurulmasına ama, kafamda bazı sorular vardı. 
Zeynep Lâl  gece çok kalkıyor. Ablasını uyandırırsa. 
Yada okullar açılınca Defne Nil erken kalkınca kardeşini uyandırırsa. Takmışım bir uyanma durumuna, kim kimi, ne zaman, nerede uyandıracak :) 

İlk sorunun cevabını aldık. Defne Nil çok ağır uyuyormuş ama biz bunu bilmiyormuşuz :) Zeynep Lâl gece kırk kere kalkıp, özellikle emzik bırakma aşamasında ağlayıp zırlarken bile uyanmadı. ''Kıçında pireler uçuşmak'' tabiri tam Defne Nil içinmiş :) 

İkinci sorumun cevabını okulumuz açılınca 15 Eylülde alacağım.. Ama şimdilik iki kardeş aynı odada güzel güzel uyuyorlar. 

Yaz tatili boyunca öğlen uykularına ikisini de beraber yatırmaya çalıştım. Defne Nil bazen uyumak istemediğinde çok ısrarcı olmadım. Kardeşini uyuturken o beni salonda, yada odasında bekledi. Tabi bu durumdan Zeynep Lâl'in haberi yoktu. O ablasını odasında uyuyor sanıyordu. Uyumakta direnirse ''bak ablan uyudu hadi kapat gözünü'' diyerek ikna ediyordum. Aynı odada yatmalarının ilk dezavantajı bu oldu. Zeynep Lâl ablasını yatakta göremeyince '''abla yok'' diyor :) Yani ablam uyumuyor ben niye uyuyorumun kısa versiyonu :) Bu durumu Defne Nil'e  anlattım. ''Kardeşin uyuyana kadar sende yat, sonra kalkarsın''dedim. Çoğunlukla kardeşinden önce uyudu :)) Zaman zaman kardeşi uyuyunca sessizce salona geldi..

Gelelim oyun odasına. Defne Nil'in eski yatağı hala odada. Çalışma masası, kitaplar ve tüm oyuncaklar bu odada. Oyun odası için şöyle iki kural koyduk. 

1) Odanızı istediğiniz kadar dağıtabilirsiniz. Ama salona oyuncak gelmeyecek. Kurar ihlali çok fazla oluyor :)
2) Oyun odası akşam yatmadan ertesi güne hazırlık için toplanacak. Yada gün içinde çok fazla dağıldıysa arada yine ufak toparlamalar yapılacak. 

Kurallar nispeten işe yaradı. İlk bir kaç gün Defne Nil oyun odasını hala kendi odası zannetti. Zeynep Lâl dağıttığında, yada etkinlik yaparken karıştığında odadan çıkartmak istedi. Kendisini uyardım. ''Burası artık ortak alanınız kardeşinde istediği gibi kullanacak. Eğer eşyalarının karıştırmasını istemiyorsan odalarınızı, kitap ve oyuncaklarınızı ayırabilirim'' dedim.  Her seferinde yeni halini istedi. 

Arada oda toplama kısmında Zeynep Lâl mızıkçılık yapınca. Hemen biz destek olup, durumu kurtarıyoruz. 

Velhasıl 3 haftadır aynı odada uyuyorlar. Kardeş kardeş, mışıl mışıl... 

Muhtemelen bir sorun olmazsa ilkokula kadar böyle devam eder. Defne Nil'in ders çalışmasını engelleyici bir durum oluşursa odaları ayırmayı düşünebilirim.. Onuda zamanı gelince inşallah yaşayıp göreceğiz.

İşin mahremiyet, kişisel alan, konuları var. Biraz okuduğum kaynaklardan bahsederim. Bu da devam postunda olsun.. 


Onlar uyuyana kadar odada bekleyen ve bu sırada çay molası veren anne :)
#kardeşşart demiş miydim :) 

9 Eylül 2014 Salı

Okula Dönüş..

Bugün yeniden okullu olduk.


Defne Nil bu yıl ilkokula gidebilecekken, biz bir sen daha hazırlık okumasına karar verdik. Fiziksel ve duygusal olarak hazır hissetmedik. Ne onu, ne kendimizi :) Bir sene daha aynı okulunda aynı öğretmeni ile akademik olarak çok zorlanmadan, ders kaygısı yaşamadan eğlenerek öğrensin istedik.

Bu hafta oryantasyon haftası, Okulda kısa bir süre kalıyorlar, Yeni başlayanlar için mantıklı olabilir ama Defne Nil okulunu ve öğretmenini zaten tanıyor seviyor, Oryantasyona gerek yok dedim. Açıkçası İki- üç saat için getir götür yapmakta zor geldi :) 15 Eylülde tam günle başlarız diye plan yaptık. 

Pazartesi gitmedik. Öğleden sonra okulundan gelen telefonla durum değişti. Bu sene sınıf öğretmenimiz değişmiş. 2 senedir tanıdığı ve çok sevdiği öğretmeni başka sınıfa geçmiş. Yine başka bir sınıfı okutan öğretmen Defne Nil'in öğretmeni olmuş. Dilek öğretmeni sima olarak tanıyor olmasına rağmen. Yeni öğretmen fikri bana çok güzel gelmedi!!!  Buda nereden çıktı şimdi, ne gerek vardı dedim. Ebeveynler yeniliklere çocuklarından daha zor alışıyor.. Bakınız ben :) 

Yaz tatili boyunca çok gezdi, çok eğlendi. Okulunu arkadaşları, öğretmenini çok özledi. Ama yeni bir öğretmen olması, ona alışması, tanıması yeni bir süreç zorlu geçer mi? kolay alışır mı? kafamda bir sürü soru işareti oluştu. 

Öğretmenine Salı gününden itibaren oryantasyona geleceğimizi ve gelmeden önce öğretmen değişikliğinden kısaca bahsedeceğimi söyledim. Gerekli açıklamayı sizde ayrıca yaparsınız, umarım kolay bir alışma süreci olur. Diyerek kapattık telefonu.  

Defne Nil'i karşıma aldım..

Defneciğim biliyor musun Derya öğretmenin küçük sınıfların öğretmeni olmuş. Sen artık 5,5 yaşında oldun ya, onun için Penguenler sınıfına gideceksin, yani büyükler sınıfına. Büyükler sınıfının öğretmeni de Dilek öğretmenmiş.. Ne güzel di mi? dedim :)

Evet annecim ben neredeyse 6 olmak üzereyim artık büyükler sınıfına gidicem dedi:) 

Bu kadar...  Niye, neden, sormadan itiraz etmeden kabul etti.. 

Korktuğum başıma gelmedi. Dilek öğretmenini daha önce okulda yemekte, ortak alanlarda gördüğü için göz aşinalığı olduğundan sorun yaşamadık.. İlk tanışma kaynaşma dersi güzel geçmiş. Almaya gittiğimizde gayet mutluydu. Hatta okulda biraz daha kalmak istedi.

Çocukların okula dönüş zamanlarında, adaptasyon alışma problemleri, ailenin ve okulun tutumu. Okul korkusu, bu süreçte yapılması gerekenler. Pedagog, beslenme uzmanları ve çocuk doktorlarının tavsiyeleri ile hazırlanmış. Okula hazırlık ve alışma sürecince bizlere pratik çözümler üretecek bir kaynak arıyorsanız. Benim çocuğum zaten okula alışık sorun çıkmaz derken benim gibi bir sürpriz yaşayıp aman ne yapacağız şimdi olduysanız :) 

Size bir tavsiye katkisizsevgi.com 'un Okula Dönüş başlığı altında kafanıza takılan tüm soruların yanıtı var  İşte bazı başlıklar..


Yeni okul yılında tüm öğrencilere başarılar ...





8 Eylül 2014 Pazartesi

Bir Emzik Bırakma Hikayesi..

Önce alıştırmaya çalıştım bakınız TIK ve TIK..
Sonra baktım çok alıştı.. Sardı korkular gelecek yıllar :) TIK 

Korkacak bir durum yokmuş.

2 aylıkken başladığı emzik serüveni 2 yaşındayken bitti. Aslında emzik bıraktırmak gibi bir planım yoktu. Hatta bu derse henüz çalışmamıştım. Diğer annelerin tecrübelerini okumamıştım. Defne Nil emzik ve biberon almayınca benim için bir ilk yaşanmıştı. Emzik nasıl bıraktırılır. Kocakarı yöntemleri ile mi? Yoksa bilimsel yöntemlerle mi? Doktorlar ne tavsiye eder, gerçekten ben daha dersime hazır değildim. Taa ki bir akşam evde bulunan 3 emzikte aynı anda kaybolana kadar :)

Hali hazırda 3 emzikle yaşıyoruz. Niye 3? çünkü stoklu çalışmayı seviyoruz :) Şaka bir yana sürekli kaybolan emzik yüzünden birden fazla emzik kullanıyorduk. Uyku saati gelince evde bir emzik arama seremonisi oluyordu. Ben Ömer'e Ömer bana, sonra Defne'ye herkes birbirine aynı soruyu soruyordu. Zeynep Lâl 'in emziğini gördünüz mü?

Oyuncak kutusu, buzdolabı rafı, banyo dolabı, kirli sepeti, ablasının oyuncak el çantaları, koltuk altları, minder araları emziklerin ikamet etmeyi sevdiği mekanlar.. Baktık evde bulamadık. En son arabada elindeydi diyerek arabayı aramaya, otoparka indiğimizi bilirim :) Velhasıl o emzik bir şekilde bulunuyordu.

Bir hafta önce o emzik bulunamadı!!!!

Zeynep Lâl her zamanki gibi yatağına yattı, sütünü içti. Baktı sütün arkasından emzik verilmedi. ''Emmik ver'' dedi  Aramaktan iflahımız kesilmiş bir şekilde  ''Yok emzik, bulamadık nereye koydun kalk sen bul'' dedim. Belki koyduğu yeri hatırlar diye düşündüm. Kalktı aradı bulamadı. ''Yok'' deyip yattı.. Bir süre ''emmik, emmik '' diye ağladı, ağlamadı aslında daha çok mızmızlandı. Uykuya geçmesi zor oldu tabi.. Döne döne, uflaya puflaya, arada ağlayarak uyudu.

O gece benim aklıma emzik bıraktırma gibi bir fikir gelmedi. Sabah uyanır, dışarı çıkar yeni bir emzik alırım diye düşündüm.. Ama Ömer'le zor uyudu diye konuşuyorken. Ömer ''fena alıştı emziğe bıraksın artık'' dedi.. Bende jeton düştü. Evet bu emziği bıraktırmak gerekiyor di mi? :))

O gece emziksiz ilk geceydi.. Gece çok sorun yaşamadık. Standart rutininde kalktı sütünü içti. Sütü bitirince hemen emziğini veriyorduk. Vermedik ama uyumaya devam etti.

Ertesi gün öğlen uykusu zamanı gelince evdeki emziklerden biri bulundu ama vermedim. Yine uykuya dalması her zamankinden uzun sürdü, arada ağladı yok emziğini bulamadık dedim yine.. Uzun sürdü ama uyudu.

İkinci gece emziksiz yattı. Ömer yatırdı. Uyuduğunu zannetmiş, meğer uyumamış. 10 dakika sonra Ömer'in peşinden salona geri geldi :) Yeniden odaya yolladık. Gitti biraz ağladı, mızmızlandı uyuyamadı geri geldi. Büyük yatak dedi. Bizim yatağa gitti döndü döndü uyudu..  İkinci gecede nispeten sorunsuz geçince emzik olayı büyük ölçüde bitti diye düşündüm. Meğer üçüncü gece varmış :)

Üçüncü gece 21:15 te başlayan uykuya geçme macerası 22:30 da son buldu. Ömer dışarıdaydı, Zeynep Lâl sürekli ağlıyordu. Uykuya bir türlü geçemedi. Ömer o gün geç gelecekti. Kızlarla tüm gün ben ilgilenmiştim. Sabır sınırlarım zorlanıyordu. Babaya paslayamadım.  Artık biraz daha uyumazsa veririm emziği diye düşünürken, Ben pes etmeden o pes etti. Çok şükür sızdı.

Dördüncü gün gündüz ve gece uykuya geçişi çok kısa sürdü. Demek ki emzik bırakma işinin en önemli günü 3. günmüş diye düşündüm..

Başka bir bebekte emzik gördüğünde ne olacağını merak ediyordum. Parkta bir bebekte gördü. İlgilenmedi. Çünkü Zeynep Lâl emziği daha çok uykuya geçiş aracı olarak kullanıyordu. Gündüz uyanıkken parkta bahçede emzik istemezdi. Sadece uyuyacağı zaman, yada çok hırçınsa sakinleşsin diye ben veriyordum.

Emziği delme, Acı bir şey sürme, emzik emmeyen arkadaşlarını örnek gösterme, çöpe atma, küçük bir bebeğe hediye etme gibi yöntemlere gerek kalmadı. Emzik kayboldu bulunamadı. Üç gün direndi. Dördüncü gün bitti gitti...

Darısı tüm bırakmak isteyenlerin başına ...

Bu fotoğrafta burada dursun...








4 Eylül 2014 Perşembe

Çın Çın Çın.. Rüzgar Çanı Yaptık..


Biz bu rüzgar çanını yaparken sevgimizi kattık. İnanmazsan fotoğrafa bak :) 

Poz vermek istemediği zaman, babana fotoğraf yollayacağım gülümse diyorum. Eller hemen kalp oluyor :) Büyük bir aşk.. Allah ayırmasın..

Bu mozaik boyamalı rüzgar çanı setini görünce tam bizlik dedim. İçinde gereken tüm malzemeler var. Hatta keşke diğer modelleri de alsaymışım. Defne Nil dikkatlice taşırmadan boyamasını yaptı. Kurumasını bekledik ve ardından parçaları birleştirdik. 

Ve rüzgar alan penceremize astık.. 
Çın çın çın

Defne Nil gün içinde yaptığımız etkinlikleri instagramda paylaştığımı ve babasının oradan gördüğünü bilmeden. Akşam eve gelen babasının gözlerin kapatıp odasına girmesini istiyor. Ve o gün ne yaptıysak o etkinliği gösteriyor. Ömer'de ilk kez görüyor gibi ooo, süper olmuş, bayıldım, aferin kızıma gazlarını veriyor :) Babişko rolünü oscarlık oynuyor görmelisiniz :) 






Ben yaptım dercesine :) 


2 Eylül 2014 Salı

Bu Maskeli Balo ve Onun Sahte Yüzleri...


Takip edenler bilir Temmuz sonu Venedik seyahati yaptık. Okumak istersen TIK 
Birbirinden güzel maskeleri görüp hem kendimize, hem kızlara maske aldık.  

Defne Nil için Pinokyo maskesi beğendim. Ama kendi maskesini kendisi tasarlasın diye düşünüp, bu boyanmamış maskelerdende aldım. Görünce çok sevindi tabi.  Satıcı sadece yağlı boya ile boyanabileceğini söylemişti. Boyama için gereken malzemeleri temin ettik, ve bir kaç gün önce boyadık. Önce pinterestten birkaç tane model buldum. Buna benzer bir şey yapalım mı? dedim ama kendisi rengarenk boyamak istediğini söyleyince ben karışmadım. 

Sadece boyaları hazırlama kısmı bana aitti. Gerisini Defne Nil yaptı. Yalnız bizim ilk yağlı boya tecrübemizdi. Biraz cahildik yani kuruması çok uzun sürüyormuş bilmiyordum. Defne Nil boyar boyamaz takmak istedi. Ama olmadı tabi. 3 günde anca kurudu. Sonuçta geçte olsa mutlu sona ulaştık.
Kedili olanı sonra yapacakmış. Öyle dedi :) 

Daha sonra internette bu tarz maskeler gördüm. İtalya'ya kadar gitmeye gerek yok. Sizde yapmak isterseniz oradan alabilirsiniz :)  Tık 







Güzel oldu bence, Sence ?


Defne Nil'e aldığımız Pinokyo maskesi..

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...