29 Nisan 2015 Çarşamba

İstanbul Akvaryum Gezimiz..

23 Nisan okulla tatil olunca, 24 Nisanı da biz tatil yaptık.
Sevgili Şafak ve Nihan'ın düzenlediği 23 Nisan etkinliğine destek veren Luna Organizasyon'un davetiyle İstanbul Akvaryuma gittik.

Defne Nil'in uzun süredir yeniden gitmek istiyordu. İlk gidişimizde 3 yaşındaydı. Zeynep Lâl'e ise 6 aylık hamileydim. Defne Nil hiç korkmadan camlara yapışmış balıklara dokunmaya çalışmıştı. Çok keyif almıştı. Bakınız fotoğrafları burada 

Kardeşi de ablasına benzer dedik. Hep beraber gittik. Fakat Zeynep Lâl balıklarda çok korktu. Ziyaret alanına girdiğinizde sizi bir tekne enkazı karşılıyor. Dakika bir gol bir :) Bizimki korktum kucak dedi. Ve enkaza girmek istemedi. Ardından büyük balıkların olduğu akvaryumlara yaklaşmak istemedi. Ablası gidince biraz cesaret geldi, ama yinede çok temkinliydi. Ya babasını, ya beni sürekli yakınında istiyordu.

Defne Nil için hiç sorun olmadı. Hatta camlara yapışık keyifle izledi. 

İstanbul Akvaryumunda Karadeniz, Marmara, Ege'den başlayıp Pasifik’e kadar uzanan 1,2 kilometre uzunluğunda 16 tema ve 1 adet yağmur ormanından oluşan güzergahı var. Akvaryuma girer girmez iyot kokusu alıyorsunuz. Ve yağmur ormanlarına girdiğinizde nem oranı hemen fark ediliyor. Birbirinden ilginç türlerin bulunduğu yaklaşık 1.500 çeşit, toplam 15 bin adet kara ve deniz canlısı mevcut. 64 farklı tank içinde 6.800 metreküp su var. 

Ayrıca Akvaryumun geziniz bittikten sonra, hemen yanında bulunan Aqua Florya alışveriş merkezine uğrayabilirsiniz. İlk kez gittik. Denize sıfır avm yapmışlar. Keşke benim olsa dedim :)









28 Nisan 2015 Salı

Ada: Dört yanı denizlerle çevrili kara parçası :)

Sıradan bir pazar gününü, güzel bir güne çevirmek için vapura binmek yeterliymiş.
Birde hadi gidelim diyerek kanımıza giren arkadaşlar gerekiyor tabi.
İstanbul'dan çok uzaktaymış gibi, ama kafanı denize doğru çevirdiğinde her yer İstanbul :)
Gözümün gördüğü her şey güzel.
Deniz, güneş, sohbet, muhabbet...
Dönüş yolunda ''güzeldi be'' dedik.
Güzeldi gerçekten de.
Yine gidelim..
















27 Nisan 2015 Pazartesi

Nihan ve Şafak ile 23 Nisan Blogger Anne Çocuk Şenliği..

Şafağın Dünyası sitesinin sahibi sevgili Şafak.. Kendisiyle tanışıklığımız eskiye dayanır. Daha Zeynep Lâl'e hamileyken bir etkinlikte tanışmıştık. İkimizde iki çocuklu olunca iletişimimiz iyi olmuştu. Sonrasında da hiç kopmadan devam ettik. İstanbul'un iki ayrı ucunda yaşayınca pek görüşemedik ama gönüller hep bir oldu.

Şafak bir süre önce Şans Böceği sitesinin sahibi sevgili Nihan'ile birlikte 23 Nisan için çocuklarında dahil olduğu bir buluşma organize edeceğini söyleyip davet etti. Öncelikle sık görüşemesekte beni unutmayıp davetliler listesine eklediği için çok mutlu oldum. Kızlarla beraber katılmaktan keyif alacağımı söyledim.



Etkinlik günü gelip çattı. Hep beraber Bahçelievler Muzipo Kids'in yolunu tuttuk. Çocuklar için yapılan bir organizasyonda mekan seçimi gayet başarılı olmuştu. Etkinlik alanı, spor alanı, ilgili oyun ablaları ile birlikte çok keyifli saatler geçirdiler. Ayrıca Bikbiks Kitchen Aybike hanımın hazırladığı kurabiye atölyesine katıldılar. 








Çocuklar eğlenirken anneler neler yaptı?

Öncelikle masamızda bizleri bekleyen bir sürpriz vardı. Özel Gün Magnetleri nin bizler için hazırladığı amerikan servis, magnet ve kitap ayracı çok güzeldi. 


Ardından aramızda bulunan firmaları kısaca tanıdık, sunumlarını dinledik.
Timaş Yayın GrubuWelcomebaby , Türk Beyin Takımı / Akıl Oyunları'ndan Ebru hanım, MediProcenter Arzu hanım, Dermecto  Seda hanım bizlerleydi ayrıca Era Kolejleri çocuklar için yüz boyama ve palyaço gösterisi hediye etti. Çocuklar mutlu biz mutlu :) 






Şafak ve Nihan bu organizasyon için çok çalışıp, en ince detayına kadar planlayıp hazırlanmışlar. Çocukları ayrı, anneleri ayrı mutlu etmek zor bir iş. Ellerinize sağlık kızlar. Her şey çok güzeldi. 
Sponsorlar desteği ile elimiz kolumuz hediyelerle doldu taştı. Zeynep Lâl ve Defne Nil için ayrı ayrı paketler halinde yaşlarına uygun onlarca hediye vardı. Paketleri açarken heyecanları görülmeye değerdi :)

Ayrıca anneler unutulmamış bizim içinde bir sürü güzel hediye vardı. Kullanmaya başladım, memnun kaldıklarımızı yakında blogta göreceksiniz ..
















21 Nisan 2015 Salı

Çocukları Hapsolmasın..




İçerdeki Çocuklara” Anaokulu

Anneleri cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak zorunda kalan 0-6 yaş arası cezaevi çocuklarının oyun ve eğitim imkanlarının iyileştirilmesi için “İçerde çocuk var” adıyla bir sosyal proje başlatıldı.
Projeyle Türkiye genelindeki 7  kadın ceza infaz kurumundaki anaokullarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Projenin ilk adımı Adalet Bakanlığı’nın izni ve işbirliğiyle İstanbul Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’nda atıldı.

Çeşitli meslek gruplarından 24 duyarlı vatandaşın gönüllü olarak  yola çıkıp, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı ile bir araya gelerek başlattığı İçerde Çocuk Var adlı projenin amacı,  cezaevlerinde, annelerinin hem yatağını hem de  kaderini paylaşan miniklerin hayatına dokunarak geleceklerine katkıda bulunmak. Proje,cezaevi çocuklarına öğrenebilecekleri, eğlenebilecekleri eksiksiz bir anaokulu ortamı oluşturmak, yeşil alanlar yaratarak doğayla tanışmalarını sağlamak, gelişimlerine uygun yemek hazırlanabilecek mutfak inşa etmek ve dış mekan oyun alanı kurarak cezaevi içinde özgür bir yaşam alanı yaratmayı hedefliyor.

İstanbul Bakırköy Cezaevi’nde başlayacak proje kapsamında, mahkum annelerinin kaderini yaşamak zorunda kalan cezaevlerinin masum çocukları için kaynak bulmak amacıyla çeşitli etkinlikler ve kampanyalar yapılacak. Ayrıca, İstanbul Valiliği’nin izniyle alınan 4528’e gönderilecek SMS’ler ve banka hesap numarasına yapılacak bağışlarla kampanyaya gelir sağlanacak. Böylece, mevcut anaokullarının  iyileştirilmesi ve anaokulu bulunmayan kadın cezaevlerinde de yeni ana okullarının yapılmasında kullanılacak. Hedeflenen anaokullarının çocuklara kazandırılmasından sonra ise proje,  cezaevi çocuklarının dışarıdaki yaşıtları ile eşdeğer eğitim şansına sahip olmalarını sağlamak ve cezaevi yaşam koşullarının iyileştirilmesi için devam edecek. 

İlk adım İstanbul’ da
Türkiye’deki 7 tane kadın ceza infaz kurumunda yaklaşık 5 bin kadın mahkum var. Bunlardan 370 Kadın mahkum, 0-6 yaş arası çocuklarını kendi yatağında yatırarak cezaevinde büyütüyor. Örneğin, İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi’nde mahkum anneleriyle cezaevinde yaşayan 0-6 yaş arası 53 çocuk var. Bakırköy Cezaevi’ndeki çocukların bir kreşi var ancak bu kreşin de iyileştirilmesi, eğitici oyuncak ve kitaplarla yeniden elden geçirilmesi gerekiyor.Projenin ilk adımı da Adalet Bakanlığı’nın izni ve işbirliğiyle Bakırköy Cezaevi’nde atılacak.


COCUK yazıp 4528’ e SMS gönderilebilir.
Banka bağışı için; Vakıfbank Kadıköy Şubesi, Şube kodu 012 Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TL)
TR 94 0001 5001 5800 7303 0490 01

Bilgi : Arife Avcu Çallıoğlu
İletişim Ofisi Halkla İlişkiler Ajansı
 arife.avcu@iletisimofisi.com / 0212 324 80 17
TCYOV 

20 Nisan 2015 Pazartesi

Ben Sana Küstüm..

Bir numaram bir süredir bana küsüyor, daha doğrusu karşılıklı küsüyoruz. Yanlış olduğunu bilmeme rağmen baktım pas vermiyor. Umursamıyor, barışmak için çaba sarf etmiyor. '' küsersen küs bende sana küstüm dedim'' itiraf ediyorum bir kaç kez oldu bu.



Bir süre geçtikten sonra ''Anne hala küsmüyüz?  diye sordu. Hayır dedim şaklabanlık yapıp güldürdüm, gıdıkladım, barıştık. Ama önce onun gelmesini bekledim. Kendisi o kadar inatçı ki saatlerce kendi kendine takılır ama barışmak için hamle yapmaz. O inat, ben inat mükemmel uyumu yakalamışız :)

Küsme problemi sadece benim problemim değil. Cimnastik antrenörü ile geçen gün aynı konuyu konuştuk. Gelecek vaat eden bir çocuk, çok iyi ama beni dinlemiyor. sert konuştuğumda küsüyor dedi. Ve küsünce ders boyunca pas vermiyormuş. Ders esnasında verilen komutlar biraz kaba bir dille verildiyse yapmıyor. Daha doğrusu yapıyor ama surat asıyor. Keyif almıyor gibi geliyor bana. E keyif alsın diye oradayız. O zaman ne işimiz var?



Gelecek vaat eden çocuklara biraz azla yükleniyorlar. Daha fazla ve daha yoğun çalışıyorlar. Yani iş lay lay lom kısmından çıkıp daha disiplinli oluyor. Haziran itibari ile haftada dört gün gideceğiz. Ve daha yoğun bir program bizi bekliyor. Yarışmalara hazırlanan çocuklara antrenörler bazen öyle bir bağırıyor ki. O çocuğun annesi ben olsan oturur ağlarım yani o derece. Böyle bir durumda Defne Nil'in küsmesi otorite problemi yaşatıyor. Yetenekli olduğu bir sporu küsme huyu yüzünden bırakmasını hiç istemiyoruz.  Zaten kendisine de her fırsatta söylüyorum. Spor disiplin işidir. Çok çalışman gerekiyor. Antrenörlerini iyi dinlemelisin. Onlar senin başarılı olman için buradalar. 

Kendi ayakları üzerinde dursun, kimseye eyvallahı olmasın olayını biraz abartmışız galiba :) Bakalım bu yaz bizi neler bekliyor?





Küsme huyu ile ilgi kendime bir notum var. Burada dursun!!!!


Duygusal gelişimin en önemli özelliği 'Koşulsuzluktur'

Doğal ebeveynler çocuklarını koşulsuz severler.
''Sen beni sevmesen de ben seni seviyorum'' diyebilirler.
Her türlü kaygıdan uzak bir biçimde çocuklarına tebessüm edebilirler.

Çocuk, anne babasının kendisine duyduğu sevginin her koşulda devam ettiğini fark ederse duygusal gelişimini sürdürebilir.

Çocuklar bazen ebeveynlerine küsebilirler, kızarlar. Henüz problem çözme yetenekleri yeterince gelişmemiş olduğu için tepkilerini yanlış biçimde ortaya koyabilirler.

Ama yetişkin çocuk değildir.

Yetişkin kendisine küsen çocuğa küsmemeli, kendisinden beklenen olgunlukla ve problem çözme yeteneğinin gerektirdiği biçimde hareket etmeliler.

''Sen bana küssen de ben sana küsmem  ki'' sözünü duyan çocuk kendisini emniyette hisseder... Koşulsuzca sevildiği hissiyle duyusal gelişimine devam eder.





16 Nisan 2015 Perşembe

#Biota Lansmanı..

Cumartesi günü sevgili İlknur'un daveti ile Queen Hotel'de Biotalab ürünleri lansmana katıldım. Biota bünyesinde yer alan tüm markaları yakında tanıma fırsatı bulduk. 

Saç bakım ürünlerinden, bebek ürünlerine, %100 bitkisel ve doğal içeriğe sahip gıda takviyeleri, saç uzatan sarmaşık özlü şampuan, hijyenik pedlere kadar pek çok markayı bünyesinde barındırıyor. Dökülme karşıtı şampuanını uzun süre kullandım. Kızlarda biobaby serisinin güneş kremini ve şampuanını beğenerek kullanmıştım. Eminim sizlerde markaya yabancı değilsinizdir. 




2002 yılında kurulan B’IOTA Laboratuvarları sağlık ve güzellik sorunlarına etkin ve uzun vadeli bitkisel çözümler üretiyor. 

Bünyesinde Bioxcin, Bioder, Bioblas, Biomen, Restorex Biobaby, Epinem ve Nutraxin gibi markaları barındıran B'iota sürekli yeni ürünler geliştirerek dünya markaları yaratma hedefine hızla ilerliyor. Yenilikçi ürünleriyle sağlık ve güzelliği bir arada sunan B'iota, doğanın sınırsız yararını sunduğu farklı bitkileri sentezleyerek en son teknolojiyi titizlikle bir araya getiriyor. B'iota'nın devrim yaratan nitelikteki markaları çeşitli sorunlara yüzde 100 bitkisel çözümler sunarken bu ürünler eczaneden markete, zincir mağazalardan parfümeriye kadar birçok noktada tüketiciyle buluşuyor.


Davet için İlknur'a hediyeler için biota ailesine teşekkürler.. 
http://www.biotalab.com/
http://www.ilknurundunyasi.com/




7 Nisan 2015 Salı

Bir Eski Mehmet Gürs Hikayesi ve Trattoria Enzo..

Sene 1999 Endüstriyel mutfak ekipmanları satan bir şirketin muhasebe departmanında işe başlamışım. Şirket üç katlı, üçüncü kat asma kat ve müşterilerin ağırlandığı showroomu yukarıdan görüyor. 

Memo geldi dediler. Muhasebedeki arkadaşım ve sekreterimiz asma kattan aşağıya bakıyor. Satış ekibinden Ömer ve Yelda showrooma indi. Kim bu Memo diye baktım, bakmaz olaydım :) 




Mehmet Gürs .. 

Sarışın.. O zaman uzun saçlıydı. Yakışıklı, uzun boylu, sempatik, değişik bir Türkçesi var. Sonradan öğrenmiştim, annesinin Finlandiyalı olduğunu. Ve evli olduğunu ... Ve çocuğu olduğunu :) 

Mehmet Gürs sık sık şirkete gelip ürün seçerdi. Bizde asma kattan izlerdik. Patron asma kattan sarkan kızları görünce Memo gelmiş derdi :) 

O zamanlar Nişantaşı  Downtown vardı. Sonra NuTeras, Lokanta, Mikla, Numnum, Kronotrop, Terra Kitchen  ve şimdi Trattoria Enzo   Her zaman söylerim bu adam ne yapsa yenir. Nereye açsa gidilir. 

Yukarıda bahsettiğim Ömer'le evlendik biz. Baktım çok güzel satış yapıyor, kaçırmadım :) Yine Yukarıda bahsettiğim Yelda ile ortak olduk bakınız Erenil   Çok uzun zamandır Türkiye’de gastronomi sektörüne öncülük eden firmalarla çalışıyoruz. İstanbul Yiyecek İçecek Grubu da bunlardan biri. Yani hala sık sık Mehmet Gürs'ten haber alıyorum :) 


Ve geçtiğimiz günlerde sevgili Esra'nın daveti ile Trattoria Enzo da keyifli bir öğlen yemeğine katıldım. Özlediğim arkadaşlarımı gördüm. Zeynep Lâl'in izin verdiği ölçüde sohbet ettim :)

Lezzetli İtalyan yemekleri, odun fırında pişmiş pizzalar, lezzetli şaraplar, tatlılarla ailecek gidip keyif alacağınız bir yer. Mutlaka deneyim derim. 




İTALYAN LEZZETLERİNİN YENİ ADRESİ
TRATTORIA ENZO, MEHMET GÜRS İMZASIYLA
AKASYA ACIBADEM’DE…

Türkiye’de gastronomi sektörüne öncülük eden İstanbul Yiyecek İçecek Grubu, yepyeni bir restoranı İstanbul’a kazandırdı. Özel olarak üretilen günlük taze makarnaları, ızgarada ve odun fırınında hazırlanan pizza çeşitleri, özel şarapları ve güçlü kalite/fiyat dengesiyle ciddi bir fark yaratacak olan “Trattoria Enzo”, Akasya Acıbadem’de Mart 2014’de hizmete açıldı.
   
Mikla, numnum gibi öncü markaları yaratan İstanbul Yiyecek İçecek Grubu (İYİG)’nun kurucu ortağı olan Mehmet Gürs, yepyeni bir restoranı daha Türkiye ile tanıştırdı. Akasya Acıbadem ’de hizmete giren “Trattoria Enzo”, İstanbul’un gözde mekanlarından biri oldu.

Lezzetli İtalyan ev yemeklerini İstanbul’a taşıyan Trattoria Enzo’da günlük el yapımı taze makarnalar, doğru mayalanmış hamur ile ızgara ve odun fırınında hazırlanan pizza çeşitleri, ithal hammadde ile kurgulanmadan ‘halen yaşayan’ taze ürünlerle yaratılan tabaklar ve özel sofra şarapları sunulacak. Yerel malzemelerle hazırlanan lezzetler ve gerçek bir İtalyan restoranını yansıtan şık ve rahat dekorasyonu ile farklılaşan Trattoria Enzo, ailece de gidilebilecek, kaliteli yemeği uygun fiyatla buluşturacak bir mekan.


İstanbul Yiyecek İçecek Grubu (İYİG) Hakkında:

1996 yılında temeli atılan İYİG, hedef müşterilerine farklı alanlarda kaliteli servis verebilmek üzere sürekli olarak kendisini yenilemekte ve hızla büyümektedir. “Hızlı ve rahat” yemek konseptinden “Rafine Mutfak” konseptine kadar gastronomi sektörünün her dalında faaliyet göstererek, yeni akımlara yön verip Türkiye’de lider konumda yer almaktadır. İstanbul Yiyecek İçecek Grubu, yeni vizyoner projelere özveri, heyecan ve başarıyla imza atmaya devam ediyor. Aralık 2012 yılında İş Girişim Sermayesi ile yaptığı başarılı ortaklık ile İYİG, sağlam adımlar ile büyümeye devam etmektedir.

İstanbul Yiyecek İçecek Grubu bünyesinde:

2005 yılında açılan Mikla Restaurant, 10 şubeli numnum’lar (İstanbul’da Kanyon, Meydan, Bağdat Caddesi, Brandium, Nişantaşı, Akasya Acıbadem ve  Ankara’da Panora, Gordion,G.O.P ve Tepe Prime), Trattoria Enzo (Akasya Acıbadem), Terra Kitchen (ÖzdilekPark İstanbul, Maslak Orjin) Kronotrop (Cihangir, Maslak Orjin) ve Anadolu’nun dört bir köşesinden titizlikle toplanan ürünlerin arşiv altına alınarak, yeni fikirlerin doğduğu, yaratıcılığı ve geleceği, geçmişin ışığında harmanlayan “laboratuvar” Mikla Lab bulunmaktadır.


Davet için Esra'ya 
Leziz yemekler için Trattoria Enzo ekibine.
Yakışıklığı için Mehmet Gürs'ün anne babasına teşekkür ederim :) 












3 Nisan 2015 Cuma

Çocuklar İçin Hangi Diş Macununu Kullanıyorsunuz?

2 senedir ortodonti tedavisi görüyorum. Ağzımda bilumum işlem yapıldı ve yapılmaya devam ediyor. Bu durumda ki bir anne, çocuklarına ilk olarak neyi öğretir bilin bakalım :) Tabi ki diş sağlığı ve bakımı.

Defne Nil çok uzun zamandır dişlerini düzenli fırçalıyor. Okulda da bu konuda bir takip çizelgeleri var. Her sabah ve akşam dişlerini fırçaladığında bir yıldız boyayıp öğretmenine götürüyor. Ayrıca benim aylık ortodontist kontrollerime gelmeyi çok seviyor. Düzenli kontrolleri yapılıyor. Önem olayını kavramış bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.

İki numarama gelecek olursak o tam bir macun yiyici..

Evet ablasından göre göre sabah akşam öğlen demeden her fırsatta banyoya koşup dişlerini fırçalıyor. Ben görmeden yapıyorsa macunu oldukça fazla sıkıyor, dolayısı ile bir miktar macun yutuyor.

Defne Nil 6 yaşını geçtiği için ve uzun süredir macun yutmadığından, çocuklar için üretilmiş macunlardan birini rahatlıkla kullanabiliyor. Ama Zeynep Lâl için aynı şey geçerli değil. Onun için özel bir ürün kullanmam gerekiyor.



Bu konuda Jack N' Jill araştırdığım ürünler içinde en beğendiğim ve memnun kaldığım doğal diş macunu. Bu konuda arayış içinde olanlara tavsiye ediyorum. 

Öncelikle Florür, şeker, tatlandırıcı, SLS, kimyasal, renklendirici, koruyucu madde içermiyor. 
Yutulmasında bir sakınca bulunmuyor. Bu gerçekten benim için çok önemli. 
Diş etleri rahatlatan organik Aynı safa bitkisi özü var. Diş çıkarma dönemi için özellikle çok faydalı. Organik doğal yaban mersini tadında 5 farklı aroması var.
BPA içermeyen geri dönüştürülebilen ambalajı var. 

Diş fırçası olarak yine Jack N'Jill'in gövdesi mısır koçanından üretilmiş. Doğada %100 çözünür yapısıyla çevre dostu. Hassas bebek ve çocuk dişleri için uygun kılları olan diş fırçasını kullanıyor. 

Ve asıl önemlisi ürün Skin Deep * projesinde Jack and jill kids ürünlerini güvenli ve etkin ürünler kapsamında birinci seçmiştir. 

Nasıl bulur nereden alırım derseniz. Organik ve doğal içerikli pek çok markanın Türkiye temsilcisi Yükseliş Grup'un  kendi satış sitesi olan www.dogalbebegim.com  'dan temin edebilirsiniz. 


Gülen diş stickerlarınız bol olsun :) 





*Skin Deep projesi, EWG tarafından yapılan, 41 binden fazla kozmetik ürünün toksiditesini ve uygunluğunu inceleyen bir bilgi bankası projesidir.





LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...